Hz. Ömer ölmeden önce, "Salim sağ olsaydı onu halife yapardım.” demiştir. Salim (r.a.) denilen zat, azatlı bir köledir. Eski toplumlarda, bu statünün ne kadar düşük görüldüğünü bilen birisi için bu değişim inanılmazdır. Bu esnada Hz. Ömer'in kendi oğlu sağdır. O, ölünce hilafeti belli bir kişiye bırakmamıştır; sahabenin olduğu bir heyete bırakmıştır. Bunlar içerisinde -Hz. Ali ve Hz. Osman gibi - çok faziletli ve kabileleri güçlü sahabiler de vardır. Oysa azatlı köle Salim sağ olsaydı, halife oydu. Kısa sürede, şu toplumun yapısında gerçekleşen bu değişimi nasıl anlayabiliriz?
Bi’rimaûne olayında, müşriklerce pusuya düşürülüp şehit edilen Kur'an muallimlerinden biri olan Harâm b. Milhân'ın, ellerini, mızrağın açtığı yaradan fışkıran kana bulayıp yüzüne ve başına sürerek "Kâbe'nin Rabb'ine yemin ederim ki, ben kazandım." diye haykırmasını, samimi inançtan başka ne ile açıklayabiliriz?
Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak, birbirlerini kaybetmek ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar, belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hâlâ bilmeyeceklerdi.