İnsanlar etnik veya dinsel aidiyetlerine gönderme yapmaksızın yurttaşlık haklarını kullanamaz hale geldiklerinde, ulus bütünüyle barbarlık yoluna girmiş demektir.
Azınlıkların ayrımcılığa ve baskıya maruz kaldıkları bir toplumda her şey çürür ve bozulur.Kavramların içi boşalır, anlamlarını yitirirler.Hâlâ seçimlerden, tartışmalardan, akademik özgürlüklerden veya hukuk devletinden söz etmek aldatıcı bir istismara dönüşür.
Bir insan yaşama isteğini kaybederse, ona yeniden umut vermek yakınlarına düşer.Baskasini ve kendini yok etme arzusu büyük insan topluluklarını istila ettiginde ise derman bulmak bizlere, çağdaşlara, diğer insanlara düşer.Bunu Öteki ile dayanışma duygusu içinde yapmasak bile, en azından hayatta kalma arzusuyla yapmalıyız.
Nasıl ki en iyi perdahlanmış demir bile paslanmaya uzak değilse, en medeni imparatorluklar da her zaman barbarlığa aynı ölçüde yakın olacaktır;metaller gibi milletlerin de sadece dış yüzeyleri parlar.