Öte yandan, kişi kendi kendisinin kusursuz olmadığını, sık sık yanılgıya düştüğünü, başkalarının da aynı yanlışları yaptığını, bu yüzden yanılsamanın tam tersi olan türlü zorlukların ortaya çıktığını, her geçen gün biraz daha açık seçik anlasa da insan, cesareti kırılmayanların, kayıtsızlığa kapılmayanların bundan öğreneceği çok şey var bence. İnsanın olgunlaşabilmesi için zorluklara, acılara katlanması gerek.
İçindeki ateşi körüklemeli kişi, kendi kendine yeterli olmalı, büyük bir sabırsızlıkla, ama yine de sabırla birinin gelip o ateşin yanına oturacağı -belki de hep orada kalmak üzere- saati beklemeli.
Tutkulu, coşkulu, duygularına çabuk kapılan bir insanım ben. Ufak tefek ya da büyük delikler, saçmalıklar yapabilecek bir tabiatım var; yaptıklarımdan az ya da çok pişman oluyorum daha sonra. Kimi kez, sabırla beklemek daha yerinde olacakken, aklıma geleni anında yapıyor ya da söylüyorum. Başkaları da aynı yanlışlıkları yaparlar kimi kez sanıyorum. Hal böyleyken, yapılacak ne var? Kendimi tehlikeli, hiçbir işe yaramaz biri gibi mi görmem gerekir? Sanmıyorum. Sorun şu: Söz konusu aşırı coşkuları, duygusallığı iyi bir şeyler uğruna kullanabilmek için her yolu denemek.