İnsan, hayatının hangi döneminde olursa olsun, annesine karşı daima çocuktur. Gerçekten merd bir hilkate sahip bir erkeğin ağlayışı kadar kadında rikkati tahrik edecek bir şey tasavvur olunamaz. Bilhassa o kadın anne olursa...
-Yıldızlar karanlıkta parladığı gibi, fakirlik ve sefalet içinde de safiyet ve ulviyetle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlak servete, asalete mi muhtaçtır? Bence, en hâlis ikbal, ruhun göründüğü iki güzel göz; en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür. Güzellikten büyük asalet, kalp safiyetinden büyük servet mi olur?
Ağlamak uğradığımız felâketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar bizde o iktidarın da yok olduğu vakitlerdir ki, onun yerine geçen tesirli bir sükûnet, en şiddetli elem gözyaşlarından daha yakıcıdır.
Zavallı çocuklar! Sizin o minimini elleriniz, eski Asya vahşetinin kullandığı ve birkaç asırdan beri insanlığın tahakküm yükü altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çiçekleri okşamak içindir.