eren

eren
@roda
Bugün öldüm! kaç kere öldüm bilmiyorum. Ölmek öldürülmekten daha derin bir acı Çünkü ölmek, kendi eylem ve eylemsizliğinden doğar. Oysa öldürülmek ötekiden gelen. Bugün öldüm, Çok öldüm, Koştum ve öldüm, Yaşamaktan öldüm biliyor musunuz ? Yüzdüm yüzdüm büyüdüm bir balık gibi. Yoruldum, acıktım… Uzandım fırından çıkmış taze ekmeğe, açtım. açlığın şehvetli saldırganlığıyla saldırdım, yedim. O taze kan kokusunun dehşetliğiyle. Önce derin bir acı sardı; çeneme, bedenime ve özgürlüğüme, denizlerde yüzme özgürlüğüme… açlık şehvetiydi esir eden o kancaya. Acı çekiyor, itilip kakılıyorum güneşe ve oksijene ve sudan uzağa. Ölmek sudan kesilmektir, değil acı çekmek. Oysa acıyı hissediyorum, Sonrası mı ölmek olacak. Bakmayın ölmeyi tarifime, bilmem ki ölüm nedir! Siz biliyor musunuz ölümü bayım? Bir böcek olmanın talihsizliği mi, yoksa savrulan yaprak olmanın talihsizliği mi? Ölüyorum.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Siz hiç derin bir çaresizlik hissettiniz mi?

eren

, bir kitabı okumaya başladı
Sadık Usta
8.8/10 · 104 okunma
Hissetmek ne renktir der Fernando. Dolandırılan hislerin rengi olur mu? Propagandaya maruz kalmış düşüncelerden doğan bu hislerin rengi olur mu? Hangi hisler bize ait ki rengi olsun.
Karanlık derinleştikçe kaybolma tutkumuz artırıyor. Akılda ve düşüncede derinleşmenin en temel birleşeniymiş gibi geldiği vakit karanlık, işte o vakit çektiğimiz acıları bedenimizde hissetmeye başlarız. Karanlık içindeki tek madde varlığımız olduğunda ne düşünmeliyiz, nasıl hissetmeliyiz? Bunu düşünmeli. Çünkü acıyı karanlıkla tarif etmeyi öğrettiler, bize. Her olumsuzu, olumsuz diyebileceğimiz her varlığı karanlıkla özdeşleştirerek çarpıklığımızı tanımladılar. Bilmiyorum üzerimdeki derin acıları nasıl ifade edeyim. İtilmiş, vurulmuş, istenmeyen …. duyguların mahkumiyetine hüküm giymiş bu anımı, bir kralın karşılama ihtişamıyla karşılıyorum. Üzerime çöken Apansız karanlığın zulmüne …..