PKK, "kadın ve çocuk hakları" adı altında saç örme propagandasını başlattı.
Bu propagandaya ayak uyduranlar arasında sözde sanatçı kimliğinin ardına saklanmış olanlar da var, kamuya sızmış tipler de. Ve bu isimler adeta aklımızla alay eder gibi hâlâ tek dertlerinin kadın ve çocuk hakları olduğunu iddia ediyorlar.
O hâlde soralım: PKK tarafından kaçırılan ve tecavüze uğrayan kız çocukları için ne yaptılar?
Şehit Aybüke öğretmen için hangi tepkiyi gösterdiler?
Daha geçtiğimiz günlerde PKK/ YPG'nin esir aldığı 126 çocuk kurtarıldı. Yaşadıkları işkenceleri bizzat anlattılar. Küflü ekmek verip elektrikle işkence ettikleri çocuklar yeterince uymuyor muydu özgürlük tanımlarına? O çocuklar için ne yaptılar?
Bedirhan bebek ve annesi Nurcan şehit edildiğinde hangi meydanda "kadın, yaşam ve özgürlük" diye haykırdılar?
Hiçbir zaman dertleri kadın ve çocuk olmadı. Asıl mesele PKK/YPG propagandasına içeriden verilen destekti.
Halkın vergileriyle okuyup, halkın ilgisiyle para kazanıp, sonra aynı halkın milli degerlerine el ve dil uzatanların pozisyonu ahlaki değildir. Hoş dertlerinin ahlak da olduğunu zannetmiyorum zaten. Teröre karşı net duramayan, mağduriyetleri seçerek sahiplenenler bu propagandanın parçası hâline gelir. Aksini iddia eden, yorumlarda boş boş bana karşı çıkan ya da bu sözümden gocunan da "Türkiyeli dümbüktür."
Bu haksızlığa karşı çıkmayı siyasetle bağdaştırıp, ses çıkaranlara "bu uygulamayı mahvediyorsunuz" diyenlere de aynı şekilde iki çift lafım var: bu bir siyaset değil vatan, namus meselesi. Buna sessiz kalan da bizim nezdimizde aynıdır.
Vatan namustur. Namusumuza el uzatan namussuzların karşısında durmayı da atalarıma borç bilirim.