“Devletten uzak olmanın temel aracı demokratik karar süreçleri, kadınların aktif rol almaları ve komünleri sağlık alanında güçlendirmekten geçiyor. Rojava’da 4 bin komüne sağlığı sabırla taşımamız lazım. Sağlık alanında artık dar kesime bağlı olmaktan çıkmamız gerekiyor. Birçok ülkede sağlığı bilen bir kaç (on) bin insana milyonlar bağlıydı. Yine şifalık bizim için kritik bir konu, çünkü tüm geleneksel birikimi yeniden canlandırıp yararlı olanları sağlık sistemimizde yaygınlaştırmamız gerekir. Sağlığı bir kültür haline getirmek gerekir. Aslında yaşamımızda ilk sağlıkçılar annelerimizdir, örneğin ‘sırtını örterek yat’ derler çocuklarına. Bugünkü çağda bu gibi durumları sağlığı tartışınca unutuyoruz. Bu yaklaşım çerçevesinde okul ve akademilerde hipokrat yeminini ettirmiyoruz çünkü bu hemşireleri melekleştiriyor, başka ifadeyle ise köleleştiriyor.” Ayboğa, Flach, Knapp - Rojava Devrimi, sayfa 204
Asayîş’in niye polis olmadığını bize anlatılanlardan ve gördüklerimizden çok rahatça anlayabiliyorduk. Yaygın hiyerarşik devlet yapılanmalarında polis şefleri, bir defa seçilmezler ve komuta ettikleri üyelere karşı eleştiri vermezler. Tam tersine alt birimler üzerinde tahakküm kurmaya çalışırlar. Bunun dışında Asayîş’in koordinasyonda yer alanlar düzenli olarak ilgili mahalle veya hatta (onlarca köyün bir araya geldiği coğrafya) halk meclisi koordinasyon toplantılarına katılırlar. Toplantılarda hem kendi açılarından gelişmeleri aktarırlar hem de halk meclislerin öneri ve eleştirilerini alırlar. Bu tarz bir sistemsel ilişkilenme Asayîş’in hesap verebilirliğini ve kontrolünü arttırıyor. Asayîş cinsiyet açısından karma bir kurum, ancak ayrıca özellikle patriyarkal şiddet ve kadın istismarı konularında müdahale eden kadın birlikleri de bulunuyor: Asayîşa Jin. Asayîşa Jin’in arkasındaki bir temel düşünce, kadınların kadınlarla çok daha rahat ve açık iletişim kurabilmesidir. Unutmayalım ki tecavüz, taciz ihbarı ya da aile içi şiddet gibi konularda bazı kadınlar karma ya da tamamen erkeklerden oluşan Asayîş kurumlarına başvuru yapmaktan çekiniyorlar. Ama ağırlıklı siyasi genç kadınlardan oluşan Asayîşa Jin üyeleriyle rahatça konuşabiliyorlar. Bunu sağlamak için de Asayîşa Jin kadın meclisleri ve diğer kadın kurumları ile yakın bir ilişki içerisindeler. Son yıllarda Asayîşa Jin gittikçe yaygınlaştı ve artık neredeyse tüm hat ve mahallelerde örgütlenmektedir. Asayîşa Jin’in başlı başına fiziki varlığı bile toplumda ataerkil ve gerici düşünceli erkeklerin olası suç teşebbüslerini sınırlandırıyor, veözellikle de yakınlarda yaşayan kadınlara güç veriyor. Ayboğa, Flach, Knapp - Rojava Devrimi sayfa 181,182
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rojava’da devrim başladıktan sonra, siyasal hareketinin görevleri de farklılaştı. Radikal demokrasinin iddialarını karşılayarak yeni bir güvenlik anlayışı kaçınılmaz oldu. Hedef, milis gücü tarzından kaçınacak ve yabancılaşmaya olanak tanımayacak bir güvenlik gücünü kurmaktı. Devrim sürecinin başlamasıyla mahalle ve eyalet düzeyinde kurulan halk meclisleri özgürleşmeden bunun ilk adımını küçük güvenlik gruplarıyla attılar. Özgürleşme sonrası TEV-DEM bu sorunu geniş olarak tartışıp çözümler geliştirmeye başladı. Bunun sonucunda, “güvenlik” anlamına gelen Asayîş kuruldu. Devletin polisi özgürleşme hareketiyle birlikte kısmen bölgeyi terk etti. Şehirde yeni güvenlik sistemi geliştirilmek isteniliyordu. Asayîş’e yüklenen görev, devleti yöneten iktidarı savunan polisin aksine toplumu savunmaktadır. Rimelan’da tanıştığımız bir Asayîş akademisi hocasının da aktardığı gibi “bizler kendimizi, devletin değil toplumun savunması için kurulmuş güvenlik güçleri olarak görüyoruz.” Yani Asayîş, statükocu gücün ya da devletin iktidar yapısını korumaz, farklı gruplardan oluşan herkesin özgür ve kendi kararını verebilen toplumu mümkün kılmakla yükümlüdür. Bu hedeflenip uygulanırken yeni bir güçlü hiyarşi veya iktidarın oluşmaması için de sürekli iç mücadele ile ve eğitim kadar kendi içinde demokratik örgütlenmeyi temel alıp toplumun demokratik örgütlenmelerine hesap vermek hayati önemdedir. Asayîş görevlileri genelde çalıştıkları yerde yaşıyor ve önemli bir kısmı düzenli olarak evlerine gidiyorlar, geri kalanı Asayîş yurtlarında yaşıyorlar. Kıyafetlerinde herhangi bir rütbe nişanesi yoktur. Bunun nedeni, hiyerarşi sınırlamak. Buna biz dikkat çekince hiyerarşi asıl olarak zihin ve bilinçte aşılabileceğini de Asayîş üyelerin birçoğu vurgular. Her bir üye, mevcut üst alt kademelere rağmen
Yeni hukuk sisteminin ilkelerine göre tutuklanan kişi, suçlu veya cezalandırılacak biri olarak değil, rehabilite edilebilecek biri olarak görülmektedir. Biri suç işlediği gerekçesiyle tutuklanmışsa amaç sadece onun iddia edilen suçu gerçekten işleyip işlemediğini tespit etmek değil, aynı zamanda bu kişiyi suça iten nedenleri ortaya çıkarmaktır, çünkü her bir suçun nedeni toplumsal ilişkilerde aranmalıdır. Yine bu tespit ve tartışma çabası, sadece elit bir hukukçu kesim tarafından yürütülmemekte, olabildiğince geniş bir kesim tarafından yürütülüyor. Bırakın kapitalist ve “demokratik” olduğunu iddia eden devletleri, kendine sosyalist-devrimci diyen ve yirminci yüzyılın son çeyreğinde yıkılan sistemler bile böyle farklı bir yaklaşımı pratik olarak pek ortaya koyamadı. Buna benzer alternatif yaklaşımlar, sadece Chiapas’taki Zapatistalar gibi radikal demokratik hareketler ve topluluklarda deneyimleniliyor. Yeni hukuk sisteminin oluşturulmasında dikkate alınması gereken başka bir gelişme ise mahkeme salonlarının yeniden düzenlenmesi oldu. Bu düzenleme uyarınca mahkemede bulunan herkes aynı seviyede oturmaya başladı. Böylece, dava görülürken mahkeme heyetini, avukatları, sanıkları ve izleyicileri birbirinden mekânsal olarak ayıran hiyerarşik düzenin aşılması mümkün hale geldi. Ölüm cezasının devrimle birlikte kaldırıldığını söylemeye bile gerek yok. Ömür boyu hapis cezası (azami ceza geçici olarak 20 yıl şeklinde kabul edildi) yalnızca cinayet, işkence ve terör suçlarında verilebilmekte. 2017 başlarına kadar tüm Rojava’da sadece 80 kişi ömür boyu hapis cezasına çaptırıldı. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak hapishaneler eğitim kurumları olarak yeniden değerlendirildi. Bir adli komite üyesinin bize anlattığınagöre, Rojava'nın hukuk sistemi komiteleri, hapishane koşulları
Cihatçılar savaşırken ölürlerse doğruca Cennet’e gideceklerine inanıyor. YPJ komutanı Rûken Jîrik bize şu bilgileri veriyor: “her bir cihatçının boyunlarına cennetin anahtarını asıyor ve Muhammed ile yemek yiyebilmek için bellerine bir kaşık koyuyorlar. Savaşa giderken amfetamin içiyor ve onların arkasındaki çılgınlar tarafından cepheye sürülüyorlar” Melsa ise cihatçılar hakkında şunları dile getiriyor: “İntihar etmeye gönüllü oldukları için ölüm korkuları yok, zira cennete gideceklerini, ama bir kadın tarafından öldürülürlerse cennete gidemeyeceklerini düşünüyorlar.” Başka bir kadın savaşçı ise “Bu yüzden kadınlardan korkuyorlar. Onlarla çatışmaya girdiğimizde yüksek sesle zılgıt çekiyoruz ki sesimizi duysunlar” ifadelerini kullanıyor. Ayboğa, Flach, Knapp - Rojava Devrimi, sayfa 151
“Bizim kuramımız, kendini savunabilen gül kuramıdır” diyor TEV-DEM’den Çınar Sali. Ve şöyle devam ediyor konuşmasına: “Her varlık, kendi yaşam tarzına, diğerleriyle ilişki kurma ve geliştirme biçimine göre öz-savunma yöntemleri yaratmalıdır. Burada amaç, düşmanı yok etmek değil, onu saldırmaktan vazgeçmeye zorlamaktır. Gerilla savaşçıları, bunu askeri anlamda bir savunma stratejisi olarak tartışır, ama bu diğer alanlarda da işe yarıyor. Özsavunma, kendini güçlendirme yöntemidir. YPG ve YPJ, savunmaya böyle bir anlam yükler. Ulusal ordular devlete hizmet eder, ama halkı savunmasız bırakır.” Ayboğa, Flach, Knapp - Rojava Devrimi, sayfa 148