Yeni hukuk sisteminin ilkelerine göre tutuklanan kişi, suçlu veya cezalandırılacak biri olarak değil,
rehabilite edilebilecek biri olarak görülmektedir. Biri suç işlediği gerekçesiyle tutuklanmışsa amaç
sadece onun iddia edilen suçu gerçekten işleyip işlemediğini tespit etmek değil, aynı zamanda bu kişiyi suça iten nedenleri ortaya çıkarmaktır, çünkü her bir suçun nedeni toplumsal ilişkilerde
aranmalıdır. Yine bu tespit ve tartışma çabası, sadece elit bir hukukçu kesim tarafından yürütülmemekte, olabildiğince geniş bir kesim tarafından yürütülüyor. Bırakın kapitalist ve “demokratik” olduğunu iddia eden devletleri, kendine sosyalist-devrimci diyen ve yirminci yüzyılın son çeyreğinde yıkılan sistemler bile böyle farklı bir yaklaşımı pratik olarak pek ortaya koyamadı. Buna benzer alternatif yaklaşımlar, sadece Chiapas’taki Zapatistalar gibi radikal demokratik
hareketler ve topluluklarda deneyimleniliyor.
Yeni hukuk sisteminin oluşturulmasında dikkate alınması gereken başka bir gelişme ise mahkeme
salonlarının yeniden düzenlenmesi oldu. Bu düzenleme uyarınca mahkemede bulunan herkes aynı
seviyede oturmaya başladı. Böylece, dava görülürken mahkeme heyetini, avukatları, sanıkları ve
izleyicileri birbirinden mekânsal olarak ayıran hiyerarşik düzenin aşılması mümkün hale geldi.
Ölüm cezasının devrimle birlikte kaldırıldığını söylemeye bile gerek yok. Ömür boyu hapis cezası
(azami ceza geçici olarak 20 yıl şeklinde kabul edildi) yalnızca cinayet, işkence ve terör suçlarında
verilebilmekte. 2017 başlarına kadar tüm Rojava’da sadece 80 kişi ömür boyu hapis cezasına
çaptırıldı.
Bu yaklaşımın bir sonucu olarak hapishaneler eğitim kurumları olarak yeniden değerlendirildi. Bir adli komite üyesinin bize anlattığınagöre, Rojava'nın hukuk sistemi komiteleri, hapishane koşulları