“Yaşadığımı ilk o gün, o berber aynası karşısında duymuştum. Hayatı zaman zaman böyle aynaların önünde, daha doğrusu aynaların içinde yaşadım. Yıllar geçerdi, yaşamadan yaşardım böylece. Türlü serüvenler olur biterdi. İşlere girer çıkardım, kadınlar sever unuturdum, ıstıraplar, sevinçler, mutluluklar, yoksunluklar… Hepsi, hepsi ben yaşamadan, yaşadığımı duymadan, bilmeden, olur biterdi. Çoğu defa kendimi, zalim bir aynada, bir berber aynasında seyrettiğim zaman buluverirdim. En çok, en uzun, en zorunlu olarak kendimi seyrettiğim yer berber aynalarıydı.” (Berber Aynası, Oktay Akbal)