"Oysa insan denen yaratık yükselemez kolay kolay, aksine, düşer. Bu gezegende yaşanan gerçek hayatta insan dibe iner, bir kere düşmeye görsün. Tutunamazsa kendi insanlığına, arzın merkezine, ateşin ortasına kadar düşer. Uzaklarda aramaya gerek yok, cehennem yeryüzündedir."
"Hayatın boktanlığından konuştuk o gece. Adil olmadığından, olmayacağından. Gençliğimizin yel üfürdü gibi geçip gideceğinden. İyi bir şey yapamadan hayatta. Varlığımıza bir anlam kırıntısı bulamadan."
"Sonraki saatleri hatırlamıyorum. Daha doğrusu hatırlıyorum da hissedemiyorum. Neler olup bittiğini görüyordum, farkındaydım. Ama sanki ben yaşamamışım da bana anlatılmış gibiydi her şey. Ya da bir Kieslowski filmi izliyordum. Üç Renk: Mavi mesela. Hatırlamıyordum üstelik, o filmde bir ölüm sahnesi var mıydı, yok muydu?"