“Sen hep gidecek bir yerin olmayışından, daha doğrusu gidecek cesareti bulamamaktan yakındın; ama bil ki asıl dönecek bir yerinin olmaması fecidir, çaresizliklerin en beteridir.”
“Ne zaman babamın canını sıkacak bir kabahat işlesem evvela annemin keyfi kaçıyordu. Kusur sahibi kendiymiş gibi titreyip telaşlanıyordu. Sanki benim evlat olmaktaki başarım, onun da karılık müessesesindeki muvaffakatnamesi sayılacaktı. Belki bu yüzden beni sevmeye, ayıplarımı gizlemeye harcadığı mesainin yarısını bile ayırmadı.”
“Ne olur ne olmaz diye, doğduğunda babana, varsa erkek kardeşlerine, hatta amcalarına, dayılarına, sonra da ilk fırsatta baş göz edilip kocana teslim ediliyorsun. ‘Bir an evvel evlen de yerini bil,’ diyorlar sana. ‘Ne yani, yıllarca yersiz miydim ben? Doğduğum bu ev benim neyimdi?’ diye düşünmeye başlıyorsun. Böyle böyle, hiçbir yerin sana ait olmadığını, olamayacağını anlıyorsun.”