“Ama yine de her şeye rağmen, karar verdiği duyguyu yaşamaya muktedirdi insan. Büyük yıkımlardan güçlenerek çıkanlar da ufacık talihsizliklerde yok olup gidenler de buna örnekti. İnsan evvela ne istediğine karar vermeliydi. Hayat nasılsa geçiyordu. Onu kahrederek mi tüketecekti yoksa zevk ederek mi? Çünkü mutsuz olmaya karar vereni, başına değil talih, ebabil kuşu bile konsa yolundan çeviremezdi. Hayata kahretmeyi tarikat edinmiş olan, her türlü güzellikte bir çirkinlik, her türlü sevinçte bir mahzunluk bulmayı, sadece ve sadece onu solumayı becerirdi.”
“Üst kattaki Hafize Teyze çok hasta, bir ayağı çukurda diyorlar. Avrupa’da ekonomik kriz, Afrika’da açlık, Suriye’de savaş var. Ben gezegenin en bencil insanı oldum sevgilim, sadece seni düşünüyorum.”
“Üzülme ve bil ki dünya dediğin lüzumsuz bahçe, bazen her yer, bazen tek bir yer, bazen de hiçbir yerdir. İnsan dediğin kötü tohum, bazen her şey, bazen tek bir şey, bazen de hiçbir şeydir. (…) Bu işteki asıl acayiplik, öyle ya da böyle oluşunun aslında hiç fark etmeyişidir.”