Ares, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Barbar Saldırısı
En korkulan barbar da, en büyük Hun savaş önderi olan Atilla'ydı. Atilla, hem doğu hem de batı Roma imparatorluklarına saldırılar düzenledi. Öylesine güçlüydü ki Romalılar ona "Tanrı'nın Kamçısı" demeye başladılar.

Dünya Tarihi 1. Cilt, Susan Wise Bauer (Sayfa 265 - Say)Dünya Tarihi 1. Cilt, Susan Wise Bauer (Sayfa 265 - Say)
Selen Abalı, Roma, Ben Geldim!'i inceledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

bu tür bana çerezlik gelse de her seferinde büyük bir istekle yalayıp tutuyorum. yine aynı şey oldu ve kitap hızlıca bitti.
klasik kurgulardandı. her şey tahmin ettiğim gibi oldu. keşke İtalyan erkekler hakkını tek Dom'da kullanmasaydık ya, iyiydi :D
en çok Cicek'i sevdim. tam bir bendi.

Orientalism üzerine ;
Maalesef dil öğretiminde de bir CENTRE ( BATI ) gördük. Bunun en büyük sebebine gelecek olacak Julius Caesar’ın öldürülüşüdür diyebiliriz. Evet Orientalizm yani batıdan doğuya doğru aşağılama ve hor görme olayından bahsediyorum. Ne oldu bunu sadece Türkiye’ye özgü mü sandınız haha. Bu 2500-3000 yıldır var olan bir şeydir ve Caesar’ın bizzat katili olmuş. Vay efendim Sezar bir diktatördü bilmem ne ( unutmayalım ki tarihi güçlüler ve kazananlar yazar ) bunlar sizlere anlatılan hikaye gerçek diktatör kimdi biliyor musunuz? Kendisini medeni gören ve diğer tüm toplumları barbar gören roma senatosuydu ve batının zenginliklerini doğuya Doğunun zenginliklerini batıya taşıyan Caesar, farklılığı ortaya kaldırmaya çalıştığı icin senato o alçaklarla bizi nasıl bir tutarsın diyip Sezar’ı öldürdü. Arkadaşlar en basit örneği peygamber Muhammed’i yahudilerin ve diğer Arapların öksüz veyahut Arap diye dışlamasıdır peygamberliğini bile bu sebepten kabul etmeyişidir. Augustian ( ağustos ayına isim veren adam ) Julius’un ( Haziran’a ismini veren adam ) oğlunu savaşta yenerek (Caesar { Sezar } öldükten sonra tabi) senatoda şu sözleri sarf etmiştir.
Sezar dünya için iyi bir adam olmaya çalıştı. Ben sadece sizler için olacağım. Ve böylece batı ve doğu bölünmesi ilk defa ortaya çıktı politik anlamda. Bugun İngilizler Almanlara Almanlar Polonya’ya onlar Bulgarlarla Bulgarlar bize biz Çin’e veya Araplara hakaret ediyoruz, aşağılıyoruz ve hatta böyle jargonlarımız var. Çin malı, İngilizlerde de dandik şeyler için Alman malı kullanılır. Bunu macro levelde söylüyorum bir de Micro levelde bir İzmirlinin bir Şırnaklıya bakış açısını düşünün.

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Dünya her zaman bir kuvvetler topluluğu olmuştur ve bu hiç değişmeyecektir: Kuvvetli zayıfa hükmedecek, gelecekte de kuvvetli olanlar hükmetmeye devam edeceklerdir. Bu, değişmez bir kanundur, gökte parlayan yıldızlar kadar değişmez bir kanun. Onların konumunu kimse değiştiremez. İnsanların kaderi için bunca sıkıntıya katlanmakla ve onları hayatın pahasına kurtarmaya çalışmakla hata ediyorsun. Tapınakta söylenen hiçbir vaaz, hatta göklerde yankılanan hiçbir ses, onlara bir şey öğretemez! Çobanın peşinden giden sürü gibi yine Sezarların peşinden gideceklerdir. Yine zenginliği, kuvveti onurlandıracak, yine en acımasız, en otoriter olanı sayacaklardır. Generallere övgüler düzecek, seller gibi kan akan savaşlardan sonra galiplerin zaferini, mağlûpların aşağılanmasını kutlayacaklardır. Başka hangi başarılar ruhları böylesine tutuşturabilir? Bundan daha güzeli yoktur ve bunun şöhreti de nesillerden nesillere aktarılacaktır. Ve her zaman bayraklar rüzgârda dalgalanacak, boru sesleri yankılanacak, kalbler daha hızlı, daha heyecanlı çarpacaktır. Herkes düşman önünde bir adım gerilememek için yemin edecek, millet adına savaşlar kutsal ilân edilecek ve çocuklar vatan düşmanlarına karşı nefret duygusuyla yetiştirileceklerdir. Hepsinin amacı kendi şeflerini mutlu etmek, başkalarının şeflerini mahvetmek, onlara diz çöktürmek ve milletleriyle birlikte onları köle etmek, topraklarını ele geçirmek olacaktır. İnsanlar her zaman bunun için yaşamış, bunun için ölmüşlerdir. Bunlar hayatın tadı ve manâsıdır. Ve sen ey Nâsıralı, sen bunları kabul etmiyor, lânetliyor, yoksul ve zayıflara saygı duyuyorsun. Bütün insanların iyi olmasını istiyorsun. Ama bizim avını kendi yakalayan canlılar olduğumuzu, çatışmadan duramayacağımızı, kan dökme zevkimizin ta içimize işlediğini ve yerleştiğini unutuyorsun. Ne büyük hatalar, yanılgılar içinde olduğunu bir düşün: Zeytin Dağı’na çıkmadan önce bunları düşünmen için son fırsattır bu. Ve sana veda niyetine şunu söyleyeceğim: Bütün kötülüklerin kökünü bizim vazgeçilmez iktidar hırsımızda ararken, milletleri tutsak edip topraklarını zor kullanarak fethetmemizi kınarken, suçunu arttırmaktan başka bir şey yapmıyorsun. Çünkü kuvvete karşı ayaklananlar yine bir kuvvete dayanırlar. Yeni bir dünyanın kurulacağını haber verirken doğrudan doğruya Roma İmparatorluğuna saldırmış oluyorsun. Hareketimizi kösteklemek, sınırlar aşırı topraklara yayılmamızı engellemek istiyorsun. Yalnız böyle bir tasarı için bile idamı üç defa hak edersin!

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz AytmatovDişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov

Onager (300m uzaklığa atış yapabiliyordu)
Onager, adını yaptığı geri tepme hareketinin onager olarak bilinen yaban eşeği tepmesine benzemesinden alan klasik sonrası Roma kuşatma makinası. Atış yapabilmek için gerekli enerjiyi genellikle bükülmüş bir ipten elde edilen burulma basıncı ile sağlayan Katapult türüdür.

Gladius II
At üstünde kullanım için elverişsiz olduğundan, Roma süvarileri tarafından kullanılmamıştır.(Gladius aynı zamanda proteryan adı verilen roma senetörünü korumakla görevli ordu tarafından oldukça yaygındır).

Gladius
Romalı askerlerin kullandığı keskin yanı yaklaşık 60 cm uzunluğunda geniş, çift ağızlı kısa kılıç. Gladius yakın dövüş için ideal bir yapıya sahiptir. Ortaçağda piyadelerin kullandığı uzun kılıçların yapımı Romalılar tarafından da bilinmesine rağmen, gladius uzun yıllar Roma ordusunun temel silahı olarak kalmıştır.

Eski Roma'da tragedyaların sonunda, perde kapanırken; Caesar Divi Filius Augustus'un ölüm an'ında sarfettiği son sözleri tekrarlanırmış...

" Acta est fabula " / "Oyun bitti!.."

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
21 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Vali, bu baldırı çıplağın çevirdiği dolapları iyice anlamaya çalışıyor, bunu hayal ediyordu. Aslında amacı açıktı: Yeni bir çağın açıldığını ilan ederek, kendi çıkarına olacak bir düzeni kurmak için ülkede isyan çıkartacaktı. Ne küstahlık! Kudretli Roma İmparatorluğunun bütün Anadolu eyaletleri genel valisi Pontius Pilatus olarak, kendisinin bile dile getirmeye cesaret edemediği böyle bir tasarıyı, bu sefil Yahudi’nin gerçekleştirmeye cüret edebileceğini kim düşünebilirdi?
Bu keskin görüşlü valinin kafasından geçenler işte bunlardı. İsa ile, kendini onun yerine koymaya çalışarak oldukça orijinal bir şekilde sürdürdüğü konuşma ilk izlenimini güçlendiriyor, yeni tür bir gasp saydığı bu duyulmamış derecede kendini beğenmişlik karşısında, öfkesi daha da artıyordu.

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz AytmatovDişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov

Akademik çalışma kıvamında, daha çok konuya özel ilgisi olanların okuyacağı tarzda, yazım dili itibarıyla kolay okunan bir kitap.

Kitap temel olarak klasik Hristiyanlık inancının oluşturduğu İsa algısı, hikâyesi ve öğretilerinin köklerine iniyor ve bunların sonradan insan eliyle oluşturulduğunu gerçek İsa’dan uzaklaşıldığını söylüyor.

Meryem’in İsa haricinde kocası Yusuf’tan dört erkek kardeşi daha vardır. Bu kardeşlerinden en büyüğü Yakup, İsa’nın takipçisi ve misyonunun gerçek mirasçısı olacaktır. İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra onun fikirleri ve öğretileri iki ayrı koldan yol almıştır; yazarın Yahudi-Hristiyanlık olarak isimlendirdiği kardeş Yakup liderliğinde Kudüs’te yerleşik bir grubun devam ettirdiği yol ile kuzeyde Şam merkezli temel olarak Pavlus’un mektup ve anlatılarını temel alan sonrasında Roma İmparatorluğunun resmi dinini ve bugün Hristiyanlığı oluşturacak olan diğer yol.
Kardeş Yakup tarafından devam ettirilen ve bugüne elimizde Yakup’un Mektubu belgesiyle fikirlerinden izler kalan Yahudi-Hristiyanlığın İsa’nın gerçek öğretileri olduğunu, bunların sonradan Arap yarımadasında ortaya çıkacak Muhammed’in ve İslamiyetin fikir ve öğretileriyle birebir örtüştüğünü söylüyor.
Yahudi-Hristiyanlar Yahudi şeriatına bağlıdırlar, İsa’nın ayrı bir din getirmediğine, Yahudilikteki bozulmaları, yanlış uygulamaları düzeltmeye gelen, beklenen Mesih olduğuna inanırlar. İsa Tanrı’nın elçisidir, ancak bir insandır. Tanrı’nın oğlu veya kendisi değildir. Kardeş Yakup Pavlus’un mektupları ve anlatılarıyla yaratmış olduğu İsa imajını ve hikâyesini şiddetle ret eder. Yahudi-Hristiyanlık birkaç yüzyıl sonra tarih sahnesinden silinmiştir.
Bugün yaşanan Hristiyanlık büyük ölçüde yaşamında İsa’yı hiç görmemiş, tanımamış, Şam yolculuğu sırasında İsa’nın çölde kendisine görünmesi sonrası onu takip etmeye başlamış olan Pavlus’un anlatılarına dayanmaktadır. Mevcut Hristiyanlık bir Pavlus Hristiyanlığı olup, Kudüsteki köklerinden uzaklaşmış uzaklaştıkça Greko-romen öğelerin katılması, imparatorluk dini olmasına paralel değişmiştir. Mesih İsa Pavlus’un eline Tanrı/yarı Tanrı olmuştur. İsa’nın Yahudilikle bağı kopmuş yeni bir dinin vaizi olmuştur.

Kitabın yazarı Mustafa Akyol, özellikle Muhammed ve İslam’ın öğretileriyle, Yahudi-Hristiyanlık inanışlarını denkleştirirken, Kuran ayetlerinde anlatılan Meryem ve İsa’nın yaşamıyla Hristiyan inancındaki/İncillerdeki farklılıkları çözümlerken çoğunlukla yorumu fazla zorluyor ve ikna edici olamıyor.

Başta da değim gibi bu konulara özel ilgisi olan okuyucuya hitap eden bir eser.