Kültür ne oyun olarak, ne de oyundan doğmaktadır, o, oyunun içindedir. Kültürün zıtlaşmalı ve agonistik temeli, bu kültürden önce var olan oyunun içinde yer almaktadır. Ve başlangıç noktamıza, Roma ludi'sine geri dönersek, Latince kutsal yarışmalara oyun adını vererek kendini sınırladığında, böylece bu kültür unsurunun özgül niteliğini mümkün olduğunca açık bir şekilde ifade etmiştir.
"Vücutlarımızı harap eden hamam, şarap ve sekstir.
Fakat hamam, şarap ve seksten başka yaşamı yaşamaya değer kılan ne var?"
Roma mezar taşı yazısı, Corpus Inscriptionum Latinarum VI.15258
Tarih: 10 Aralık 1974
ABD Dışisleri Bakanı Henry Kissinger başkanlığında toplanan ABD Ulusal Güvenlik Kurulu, "Ulusal Güvenlik Araştırması Raporu 200: Dünya Nüfus Artışının ABD'nin Güvenliği ve Denizaşırı Çıkarlarına Etkisi" başlıklı sonuç raporunu hazırladı:
Kissinger, 123 sayfalık raporu ABD Başkanı G. Ford'a sundu. Şu sihirli sözü etti: "Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin!''
Tarım, siyasi stratejinin önemli "silahlarından" oldu, Tabii bunu dünyaya böyle açıklamayacaklardı.
Shakespeare'in sözüdür: "Şeytan bir günah işleyeceği zaman önce günahı kutsallık zırhına sarmakla başlar!
Dediler ki: "Açlık on yıl içinde tarihe karışacak!"
Bunu nasıl yapacaklardı?
Birleşmiş Milletler'in Roma'da düzenlediği dünya gıda konferansına ülkelerin tarım bakanları katıldı. Nedense ABD'nin Tarım Bakanı Earl Lauer Butz dışında toplantıda ayrıca Dıșişleri Bakanı Kissinger da vardı! Çünkü Kissinger'a göre "tarım Tarım Bakanlığı'nın ellerine bırakılmayacak kadar stratejik" üründü!
Süleyman Mohac zaferinden sonra Avrupa hükümdarları üzerinde üstünlük iddiasında bulunarak, Kayser Tacı giymeye karar vermiştir. Kendisi için Avrupa hükümdarlarına özgü murassa merasim tacı ve mücevherlerle bezeli bir taht, murassa âsâ, boyna asılan altın zincir gibi regalia, 1532'de Venedik'te imal olunup getirilecektir. Çünkü, Mohac zaferinden sonra Sultan yalnız Macaristan üzerinde değil, tüm Hıristiyan Avrupa üzerinde egemenlik iddia etmektedir. Süleyman, Macaristan'ı fethettikten (1526) sonra Habsburglu kutsal Roma-Cermen imparatoru V. Karl'ı ve kardeşi Ferdinand'ı karşısında rakip bulmuş, Osmanlılarla Habsburglar arasında Büyük Macaristan Krallığı ve Avrupa'da üstünlük için bir buçuk yüzyıl süren savaş dönemi başlamıştır. Viyana'da Arşidük Ferdinand, Mohac savaşında düşen Kral II. Louis'nin (1516-1526) meşrû vârisi olduğunu iddia ederken, Süleyman kılıç hakkını ileri sürüyor, Macar kralının harpte yenilmekle ona ait tüm hakların ortadan kalktığını, Macaristan'ın kendine ait olduğunu söylüyordu.
Sayfa 153 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kudüs kelimesi Hristiyanlığı hatıra getirir. Fakat bine Kudüs'te ne de Flistin de Hristiyanlık diye bir mesele yoktur. Kudüs'ün Hristiyanlığı; Ortodoks Petersburg, Protestan Berlin, dinsiz Paris, Katolik Roma ve Anglikan Londra'nın politika meselesidir.
Çizimini Bay de Bouffon'a ilettiğim, 17 ayak boyundaki dörtayaklıya işte o sefer sırasında rastlanmıştır. Bu bir dişiydi ve henüz sadece yedi ayak boyunda olan bir yavruyu emziriyordu. Anayı öldürmüşler, yavru diri ele geçirilmiş ama o da birkaç günlük yürüyüşten sonra ölmüş. Bay de Bouffon bana bunun, doğabilimcilerin zürafa adını verdikleri hayvan olduğunu ifade etti. Bu, Caesar zamanında Roma'ya getirilen ve amfitiyatroda halka gösterilen ve o zamandan beri bir daha görülmeyen bir hayvanmış. Bir de üç yıl önce, biraz boğaya, biraz ata, biraz da geyiğe benzeyen, o zamana kadar hiç görülmemiş ve çok güzel bir dörtayaklı bulmuşlar ve Kap'a getirmişler, ama orada ancak iki ay yaşayabilmiş. Güzel olduğu kadar güçlü ve bir o kadar da hızlı bu hayvanın gerçeğe uygun bir resmini Bay de Buffon'a ilettim. Afrika'ya canavarların anası denmesi nedensiz değildir.