• Karakterlerin duygu ve düşüncelerini betimlemede Tolstoy en sevdiğim yazardır. Anna Karenina da bu betimlemelere bir kez daha hayran kaldım. Oldum olası ilgimi çeken Rus tarihi, sanatı, kültürü hakkında da Tolstoy ve diğer büyük Rus yazarlardan da klasikler sayesinde çok şeyler öğrendiğimi hissediyorum. Okuduğum bu eserde Levin isimli toprak sahibi çiftçi gence ve onun biricik aşkı Kitiye bayıldım diyebilirim. Vronski, Anna çiftinden bile çok sevdim neredeyse onları. Anna sonlara doğru yüreğimi dağladı... Belki kendi etti kendi buldu denilebilir ama yaşadıkları çok zor şeylerdi... Rolü az olsada Varenka hiçbir zaman unutamayacağım bir karakter oldu. Anaçlığıyla ön plana çıkan Doli olsun, onun çapkın kocası Stepan olsun, büyük düşünür Koznişef olsun hepside çok çok beğendiğim roman karakterleri oldular. Sanırım tavsiye etmeye bile gerek yok. Herkes okumalı...
  • Haruki murakami kitapları okurken benzer hisler yaşıyorum. Bu kitapta da ilk yarıda sıkılma hissederken ikinci yarıyı keyifle okudum.
    Garip ve kendine özgü karakterler Murakami kitaplarının yapı taşı sanırım. Bu romanlarına renk katıyor.
    Olumsuz olarak şunları söylemek istiyorum:
    Bu kadar McDonald's, Rolex, Jack Daniels, Lark gibi markalar ön plana çıkmasaydı daha güzel olurdu. Yazarın ilk kitabı olduğu için belki o dönem ünlenmek amacıyla batı markalarını, filmlerini, müziklerini basamak olarak kullandı. Belkide sadece reklamdır bilemiyorum fakat ben bir Japon yazarı okurken oranın kültürü ve toplum yapısı ile ilgili şeyler görmek isterdim. Japonya'da geçiyor roman ama içinde Japonya geçmiyor. Ya da genel kültürünü roman kurgusu içine serpiştirmekten zevk alıyordur bilemiyorum. Yer yer hoşuma da gitti fakat onlar olduğu kadar Japon sanatı, markası, kültürüde olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum.

    Kitabın kendisi için şunları söyleyebilirim:
    Hem ilk kitap olması açısından hemde kurgusal açıdan iyi buldum. 1980li yıllarda Inception, Fight Club, Matrix gibi filmler ortaya çıkmadan önce benzer bir fikirle roman yazmış yazar.
    Bilincin içinde başka bir dünya kavramı. Yada simülasyon evreni konuları ilgi çekicidir. Bu konuları hep beğeniyle takip ederim.
  • Cemil Kavukçu günümüzün önemli öykücülerinden. Öykücü denince insan bir durup düşünüyor. Çehov ve Sait Faik'ten başka öykücü var mıydı ki? Bin kitaptaki en beğenilen ya da en popüler öykü kitaplarına baktığımızda, direkt öykücü diyebileceğimiz bir yazar göremiyoruz (Zweig belki, ama o da gazeteci aslında) Hemen hepsi çeşitli türlerde eserler veren yazarların hikayeleri. Peki var mı gerçekten öykücü diye bir şey?

    Burada Örümcek Kapanı'na dönelim isterseniz. Cemil Kavukçu'nun öykü hakkında yazdığı anı, anlatı ve denemelerinden oluşuyor kitap. Anı, anlatı diyorum ama yazıların hemen hepsi öykü ve öykücülük hakkında. Kendisini öykü yazmaya nelerin ittiğini, nasıl öykü yazdığını, ilham ya da öykü konusunun nasıl gelip onu bulduğunu, kendi öyküleri ve kendisini etkileyen öyküleri, yazma sıkıntısını, yazmayı bırakmayı, hayattan hikayelerin öykü olup olamayacağını ya da nasıl olduğunu daha bir çok şeyi anlatıyor Kavukçu bu kitabında hayatından film kareleri sunarken. Hikayelerdeki o yalın keyifli dil olunca okuduğunuz, sıkılmıyorsunuz hiç.

    Öyküleri, daha doğrusu öykü olacak hikayeleri kediye benzetiyor Cemil Kavukçu, biz istediğimizde değil kendisi istediğinde yanııza geliyor öykü – geldiğinde ise kaçmadan sıcağı sıcağına yazıya dökmek, başlayıp bitirmek gerekiyor, bu kadar kaprisli öykü.

    Başka bir yazıda, eserin ortaya çıkış yolculuğunu anlatıyor mesela. Döllenme ile başlıyor her şey, o kedinin gelmesi , ya da örümceğin yakalanmasıyla (#31333625), daha sonra zorlu hamilelik süreci geliyor. Bazen iki üç saat, bazen yıllar, bazen ölü doğum. Ama sonunda doğum geliyor ve eser dişil yazardan (her yazar dişil Kavukçu'ya göre) çıkıp gidiyor. Bir parça huzur ama daha çok boşluk ve hüzün var yazarda.

    Kitabın sonlarına doğru farklı yazarların öykülerine giriyor Cemil Kavukçu; Alice Munro, Hemingway,Joyce, Gide, Tabucchi, Salinger ve Cortazar'ı bir de onun değerlendirmeleri ile görüyoruz. Muzaffer Hacıhasanoğlu, Fadime Uslu ve İranlı Rıza Baba Mukaddem'in öykülerini tanıyoruz.

    Türk öykücülüğünün önemli bir ismi Cemil Kavukçu ve bu kitap da öykü sanatı üzerine yazılmış en güzel kitaplardan biri bence -fazla okumadığım için de böyle düşünüyor olabilirim tabii. Ama öykü yazmak , hatta okumak isteyen insanların faydalanacağı çok şey var kitapta.

    Baştaki soruya gelirsek , evet – öyküyü roman yazmak için ilk adım görmeyen insanlar da var ülkemizde bolca ve emin olun öykülerini okuyunca, bunların sadece tadımlık lezzetler olmadıklarını anlayacak ve belki bir romanın vereceği hazzın kat be kat fazlasını alacaksınız. İyi okumalar şimdiden.
  • İşten izin alıp eve geldiğim şu saatlerde ve bu sene 12. sefere okuyunca, "eh yazam artık şu incelemeyi" diye oturmuş bulunuyorum pc başına .. Daha önceleri çok kereler niyetlendim , çokta yazayım istedim ama bir garip kararsızlıktan dolayı hep öteledim bu incelemeyi .. Bir şeyleri kaçırıyorum hissiyatı çöreklendi hep içime .. Biliyorum bu incelemede de muhakkak birşeyler unutulacak ama milletin beynini yiyip , sürekli oku diye darladığım bir kitabın , sitede tarafımdan yazılmış bir incelemesinin olmaması da bir garip abesle iştigal vakasına kapı aralıyor.. Senin incelemen nasıl olmaz diye mesaj atan da pek çok kişi oldu .. Siz istediniz yazıyorum !! =))

    Öncelikle , bu kitabı bir kez okumayınız .. Mümkünse bir seferden fazla okuyunuz .. Japon kültürüne aşina değilseniz ve tarihle alakanız yoksa , üzerine oturtulduğu çok önemli iki kavramdan mahsur kalmış olarak okuyacağınız bu kitap size klasik vurdu kırdı edebiyatı hissiyatı verecektir .. Lakin mevzu hiçte öyle değil .. Daha önceki incelemelerimde de belirttiğim gibi okuyacağınız eserin geçtiği dönemi , dönemin tarihi olaylarını bilmek elzem...

    Bu bakımdan Şibumi muazzam ve kusursuz bir altyapı üzerine inşaa edilmiş bir kitap .. Çünkü konusu itibari ile hem 2. Dünya Savaşı öncesini ,hem de sonrasında gelen soğuk savaş yıllarına mütakip senelerde Amerikan Merkez Bankası' nın kontrolünü ele gecirmiş , dilediği zaman dolar basıp söz konusu ülkenin ve dolayısıyla tüm dünyanın ekonomik kaderini ,sahip oldukları diğer kaynaklar vasıtasıyla tayin edebilen Rockefeller ve Rothschild hanedanı kıvamındaki küresel tröstleri kitaba zerre bol veya dar gelmeyecek şekilde giydirmeyi başarmış.. Nanking katliamı olsun , olimpiyatlarda öldürülen İsrail asıllı yahudi atletler ve Filistin Kurtuluş örgütü olsun , japonyaya atılan atom bombası olsun romanda arka planda geçen olayların tümü gerçek.. Zaten yakın dünya tarihiyle kulaktan dolma da olsa alakası olanlar bunun zevkini kitabı okurken son raddesine kadar alıyorlar.. Bunun garantisini veriyorum size kafadan.. Yazarın Japonlar gibi son derece garip bir milleti böylesine ince eleyip sık dokuyup gözlemleyerek bize aktarması da ayrı bir cici opsiyon..Zaten gercekleşmiş tarihi olayların arasına yarattığı her biri birbirinden ilginç ve "altı dolu" karakteri japon felsefesi ile birbirine bağlaması yazarın hanesine + puanları ışık hızıyla yazdırıyor ..

    Konuya gelecek olursak... Olaylar kahramanımız Nikolai Hel etrafında cereyan etmekte .. Dünya savaşı yıllarında Rusya' da son derece zengin bir aileye mensup olan annesi , dönem itibari ile ortamdaki ekonomik buhrandan ötürü ve hem kendisine hem de servetine musallat olan üst düzey bir rus subayından kaçarak Shangay'a ayak basıyor.. Beş parasız kalsa da güzelliği ve kültürel birikimi ile burda ayakta kalmayı başarıyor.. Kahramanımız Nikko işte bu genç ve güzel anne ile bir SS subayının oğlu olarak dünyaya geliyor ..Pek çok dil bilen ve dolayısıyla çoklu düşünce yetisine sahip olan , çocukluğundan itibaren muazzam bir özgüven ile büyüyen , Nanking Katliamı sırasında evlerine el koyan ve babasız büyümesinden ötürü ilerde kendisine bir baba figürü olarak seçeceği General Kishikawa' dan japon strateji oyunu GO' yu , japoncayı ve shibumi felsefesini öğrenen , ilerde Hoda Korosu sanatı ( çıplak elle adam öldürme ) , mağaracılık ve tırmanış gibi sporlara vakıf olacak ve bünyesinde doğuştan bulundurduğu "kısmi" astral seyahat ve mistik yeteneği ile birlikte yenilmez ve ilerde istemediği müddetçe fotoğrafı dahi çekilemeyecek olan Nikolai Hel! Senin anlayacağın kaba tabiri ile YOK EDİCİ bu abimiz .. Doğu ve batının BEST OF ' u !! Hani şu "karşına almak istemeyeceğin düşmanlardan" biri.. Öyle bir manyak ki, kitapta ANA ŞİRKET olarak geçen Rockefeller ve Rothschild tayfanın üstüne tek başına giden bir cengaver! Bu arada birkaç yorumda anti kahraman diye okuduysam da ben bu kanıda değilim .. Ben kendisine bir RONİN gözüyle bakmayı tercih edenlerdenim.. Ronin, eski Japonya ' da edo dönemi civarında hüküm sürmüş feodal lordlara bağlılık yemini etmiş ve bu derebeylere bağlı olarak katanasını (KILIÇ DEĞİL O ! KILIÇ DİYEN AĞZI TENEŞİRE GELESİCE =)) ) sallamış , lakin sonrasında ya efendisinin ölümü ile ya da itaatsizlik sonucunda başsız kalmış samuraylara verilmiş isim .. Şimdi kiminiz yahu arkadaş amma spoiler verdin diyecek olabilirsiniz .. İnanın burda bahsettiğim tüm olguların ve olayların kitap içerisinde apayrı bir örgüsü , her olayın apayrı bir öyküsü var .. Burda okumuş olmanız , okurken hayran olacak olmanıza engel teşkil etmeyecek ..Kitabı zaten eşsiz kılan şey bu .. Pek çok roman okudum polisiye , gerilim ya da macera olsun .. Şibumi 'yi bunların hiçbirinin arasına katamıyorum .. Sanırım bu biraz da kitaba entegre edilen japon felsefesi ve Şibumi olgusundan da kaynaklanıyor .. Keza Star Wars ' u da içinde bulundurduğu japon felsefesi ve kültüründen ötürü aynı şekilde kesinlikle bir bilimkurgu filmi olarak kategorize edenlerden değilim .. Bu bağlamda Star Wars ' taki Master Yoda ve Obi Wan Kenobi ' nin yanında yetişen ve sonrasında karanlık tarafa geçen Anakin Skywalker ' ın hikayesine de paralellikler var (TÜYLER DİKEN DİKEN !!! ).. Neyse SW damarından girersek bu inceleme hiç bitmez , sabahlara kadar yazarım .. Bir miktar Şibumi hakkında bilgi vereyim ve saatlerdir kıvranarak toparlamaya çalıştığım bu incelemeyi rayına oturtuyum istiyorum .. Daha önce Japon Yapmış kitabına yazdığım incelemede de (#20278297) bahsettiğim gibi japonlar cidden apayrı bir millet.. Yemyeşil bir vadiyi ikiye bölen bir ırmaktan geçerken , fotoğrafını çekecek onca şey varken ırmağın ortasındaki yosunlu bir taşın fotoğrafını çeken bir Japonu nasıl değerlendirirsiniz bilemiyorum .. Ama Şibumi işte budur .. Ölçülü güzellik .. Sizce hayatta hiçbir yeri olmayan kel alaka bir nesnenin dahi içerisinde barındırdığı ÜSTÜNLÜK.. Yapılan ,takınılan tavırlardaki ölçülülük ..

    Gelelim kahramanımız Nikolai Hel ' in o meşhur Amerika ve Amerikan siyasetine olan düşmanlığına .. İlerde yolu Japonya ' ya düşecek olan ve hayatı bu ülkede kök salan , japonların arasında bir GAIJIN yani yabancı olarak görülmesine rağmen japon kültürüne aşık olan bu adamın hayallerini , yaşamını ve sevdiklerini attıkları atom bombası ile yokeden Amerika.. İstila sonrasında onu hapsedip yıllarca bir hücrede tutan , ondan durdurulamaz , yenilmez ve tespit edilemez bir tetikçi yaratan Amerika .. Ve sonrasında ona mecbur olup , eline düşen Amerika!! Anlatacak öyle çok şey var ki .. Keşke size spoiler vermeden bunları bir kerede zerk edebilsem .. Herkes alsın okusun istiyorum bu kitabı.. Cidden emsalsiz bir şaheser .. Japon kültürünü falan bir yana bıraktım , safi alınan intikamların görülen hesapların dahi RACONU yeter de artar bile .. Analar doğurmaz böyle aslan denir yaa .. İşte odur Nikolai Hel !!!

    Bakın bir kaç küçük ayrıntı vereyim sizlere ..Muhtemelen kitabı okurken gözünüzden kaçacak ..

    * Kitap 5 bölüme ayrılarak yazılmış ..Ve bu beş bölüm , go oyununda uygulanan stratejiler .. Kurulum , dizilim , oyalama ,kuşatma ve saldırı ile gelen son ölümcül darbe kıvamında tripler ..

    *Kitapta Japonya' da savaşa alım sırasında duvarda asılı olan bir bildiride şu yazı var ( ki tüm 2. dünya savaşına katılmış ülkelerin propagandalarını - karşı propaganda afişlerini görmüş incelemiş biri olarak söylüyorum bunu : DOĞRUDUR! ) BAYRAK ALTINA ÇAĞIRILDIĞINIZ İÇİN SİZİ KUTLARIZ ! İşte MANYAK JAPON MİLLETİ , JAPON ONURU VE ASALETİ BUDUR !!! Siz bizi değil ; biz , Japonya olarak sizi seçtik..Biz Güneş' in ülkesiyiz.. Japon halkı olarak Güneş' in evlatlarıyız.. Görev istenilmez , VERİLİR! Bu yüzden o dönem , savaşa çağırılmadığından ötürü onurunu kurtarmak için seppuku (harakiri ) yapan japon gençlerinin haberleri ile doludur..

    * Kiraz ağaçlarının altında yürürlerken Seppuku , yani onurunu kurtarmak için bağırsaklarını deşerek ölümü seçtiği anda Kishikawa' nın Nikko ' dan helallik aldığı bölüm nice yiğidoların gözüne yaş yürütür o kiraz ağaçlarının altında.. Yenilip esaret altına girmek değildir onu üzen , onurunu kıran .. Manasız bir savaşa girip insan canına kıymaktır onu yaralayan..OKUYUNUZ :

    " Birçokları esaretin şerefsizliğindense , seppuku uygulamaya kararlı.Ben de o yolu seçmeye karar verdim.ŞEREFSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN DEĞİL.Çünkü bu hayvanca savaşa katılmış olmak beni SEPPUKUNUN TEMİZLEYEBİLECEĞİNDEN ÇOK FAZLA KİRLETTİ..Ama gene de ... intiharda temizlenme umudu yoksa bile , hiç değilse bir GURUR var.. ONURUNU KAYBETMİŞ BİR ASKER , sana koruyucu bir kalkan görevi yapamaz ...Kalmakla sana yardımcı olamayacağıma göre de.. gitmeye karar verdim.Beni anlayabileceğini umuyorum Nikko! Anlıyor musun ? Gitmeme izin veriyor musun? "

    YANDI CİĞER !! AL BİR ŞİŞE "BÜYÜK"!! AÇ ARKAYA KAMURAN AKKOR 'DAN ELVEDA MEYHANECİ' Yİ..
    https://www.youtube.com/watch?v=KO2IbbAxjK8

    * Sayfa 108 ' den itibaren geçen muhabbetin kiraz ağaçları altında yapılmasında bir KASIT vardır .. Japonlar için Kiraz Ağacı kutsaldır .. Sakura ismiyle geçer.. Ama meyve vermeyen , sadece çiçek açan bir türüdür onların memleketindekiler .. Yeniden Doğuş ve ölümü simgelerler japon kültüründe... Dolayısıyla ölümü seçen General Kishikawa' nın söz konusu muhabbeti bu ağaçların altında yapmasının sebebi hayatında yaşayacak olduğu günlerine dikkat etmesini istemek ,yanındaki genç Nikolai ' ya son bir ders vermektir..Hayatın çok kısa olduğunu , insanın zaman denen olgunun karşısındaki acziyetini ona anlatmak istemesidir.. Haddini bilmektir kısacası .. Zira Sakuralar koskoca bir yılda epi topu sadece 9 - 10 gün çiçek açarlar ..

    Son olarak "YA OKU YA ÖL" klasmanında kitaplardan biri bu ! Bir de John Wick' ten bir sahne paylaşayım da tam olsun =))

    http://2.bp.blogspot.com/...WA/s1600/Shibumi.jpg

    Eeee ne demiş Star Wars' tan Mace Windu abimiz :

    Beautiful as a rose ...DEADLY AS A VIPER!!!

    Ve ola ki birinci ve "sansürsüz" basımını bulursanız SAKIN KAÇIRMAYIN !! Şu da şurda dursun ŞEKLİMİZ OSSUN!!! =P

    https://i.hizliresim.com/Az5ylr.jpg

    https://i.hizliresim.com/5yMGbA.jpg
  • Öykü ve roman yazmak isteyen, editörlük yapmak isteyen ya da bilinçli her okuyucunun okuması gereken sistemli, faydalı ve açıklayıcı bir teknik eser. Yabancı örneklerinin çoğundan iyi ve kaliteli. Sevim Gündüz Hanımefendi edebi çeviri ve yazın alanındaki tecrübesini mükemmel bir açıklık ve sistemle ortaya koymuş. Kendi adıma bu eser benim gibi aciz bir editöre seviye atlattı desem abartı olmaz. Vakit ayırıp okuyun. Çok faydalanacaksınız.
  • Bu gönderide hayatınıza bir değişim sağlayacağını düşündüğüm kitapları paylaştım. Sizlerde okuyup çok etkilendiğiniz kitapları yorum kısmına eklerseniz zengin bir içerik oluşturmuş oluruz sizlerinde katkısıyla (:

    Sıralama yapmayacağım. Hepsinin yeri ayrı benim için. Eminim sizler içinde öyle olacak. 

    (Thea Alexander - M. S.  2150)

    (Mark Nepo - Uyanış)

    (Mehmet Yıldız - Aşk 5 Vakittir)

    (Dan Brown - Melekler ve Şeytanlar)

    (Wulf Dorn - Şizofren)

    (Tess Gerritsen - Cerrah)

    (Mary Kubica - İyi Kız)

    (Ray Bradbury - Fahrenheit 451)

    (Herman Melville - Katip Bartleby)

    (Oscar Wilde - Mutlu Prens)

    (Laozi - Tao Te Ching)

    (Sun Tzu - Savaş Sanatı)

    (Lou Andreas-Salome - Feniçka)

    (Lou Andreas-Salome - Arayışlar)

    (Stefan Zweig - İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar)

    (Stefan Zweig - Mecburiyet)

    (Stefan Zweig - Geçmişe Yolculuk)

    (Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece)

    (Stefan Zweig - Korku)

    (Tolstoy - İnsan Ne İle Yaşar)

    (R.L. Stevenson - Dr. Jekyll ile By. Hyde)

    (Lewis Caroll - Alice Harikalar Diyarında)

    (Paulo Coelho - Elif)

    (Paulo Coelho - Aldatmak)

    (Emile Ajar - Yalan-Roman)

    (Mihail Lermondov - Zamanımızın Bir Kahramanı)

    (Franz Kafka - Dönüşüm)

    (Samet Behrengi - Küçük Kara Balık)

    (Haruki Murakami - Koşmasaydım Yazamazdım)

    (Clarice Lispector - Yaşam Suyu)

    (Dominguez - Kağıt Ev)

    (Jose Saramago - Körlük)

    (Ali Ural - Posta Kutusundaki Mızıka)

    (Taşkın Tuna - Oku Ama Neyi?) 

    (Ahmet Hamdi Tanpınar - Huzur)

    (Mustafa Kutlu - Beyhude Ömrüm)

    (Mustafa Kutlu - Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı)

    (Özdemir Asaf - Lavinia)

    (Sabahattin Ali - İçimizdeki Şeytan)

    (Mustafa Kaya - Size Bir Sır Vereceğim)

    (Halit Ertuğrul - Kendini Arayan Adam)

    (Tarık Tufan - Hayal Meyal)

    (Tarık Tufan - Şanzelize Düğün Salonu)

    (Hasan Ali Toptaş - Ben Bir Gürgen Dalıyım)

    (Hasan Ali Toptaş - Kuşlar Yasına Gider)

    (Hasan Ali Toptaş - Gölgesizler)

    (Christophe Andrè - Zor Kişiliklerle Yaşamak)

    (Wilhelm Smith - Arkadaşlıktaki Saadete Dair)

    (Ezgin Kılıç - Yalnızlığımdan Sev Beni)

    (Tunç İlkman - Herkesleşme)

    50 adet kitap var bu listede. 1 yıl boyunca okunabilecek bir liste. Sizlerde katkı yapın hepimiz faydanalanım  (:
  • Orhan Pamuk'un en iyi romani.
    Postmodern tarzda yazilan bu romanda Osmanli'daki minyatur resim sanati ve bu sanat etrafinda gelisen bir cinayet ele aliniyor.
    Romanda insanlardan haric nesnelerde konusuyor, onlar da birer kahraman sayilabilirler.
    Ayrica bu roman, Pamuk'un diger romanlarina nazaran daha sürükleyici, daha anlasilir ve sade bir dilde yazilmis.
    Herkese tavsiye edilebilecek bir kitap 'Benim Adım Kırmızı'.