"Yüceliğimin en uç noktasına dokundum,
Ve şanımın zirvesinden
Hızla düşüşe geçtim,düşmeliyim.
Akşam verilen parlak bir nefes gibi,
Beni bir daha kimse görmeyecek"
Hiçbir ciddi tarihçi Rommel’in Nazi rejiminin savaş suçlarıyla bir bağlantısı olduğunu veya Afrika’da savaştığı düşmanlarına karşı kötü muamelelerde bulunduğunu iddia etmemiştir.
Afrika cephesi, savaş ve insanlık suçlarının bininin bir para olduğu Sovyetler Birliği, Balkanlar ve Asya/Pasifik‘teki çarpışmalarlarının aksine Cenevre Sözleşmesi’ne riayet edildiği temiz bir istisna teşkil ediyordu ve Rommel, bunun böyle kalmasına niyetliydi.
Esir düşen Güney Afrikalı subaylar, kendilerinin siyahi esirlerden ayrı tutulmalarını isteyince, Rommel bu talebi elinin tersiyle bir kenara itti. Rommel’in söylediğine göre Siyahiler de Güney Afrika askeriydi. Beyazlarla aynı üniformayı giymiş ve onlarla yan yana savaşmışlardı. Şimdi de onlarla aynı alanda, yine yan yana kalacaklardı.
Bir keresinde, bir ilk yardım merkezinde yaralı askerleri kumun üstüne uzanır, subayları ise yatak yahut kartonların üstünde yatar halde bulmuştu. Böylelikle personeli fena halde azarlamış ve daha ağır yaralı olan askerleri subayların yerine aldırmıştı.