peleus’u ben de kucaklamış, ince, tel gibi vücudunu hissetmiştim. akhilleus yaşlandığında o da böyle olacak, diye düşünürken, birden hatırlamıştım. akhilleus yaşlanmayacaktı.
akhilleus kıpırdanıyor, vücudunun misk gibi tatlı kokusunu taşıyan hava da onunla birlikte hareket ediyor. işte, kaybedeceğim şey bu, diye düşünüyorum. bunu kaybetmektense kendimi öldürürüm, diye düşünüyorum. ne kadar vaktimiz var?
ilk gün liri bana gösterdiğinde, "keşke bunu da aldığını bilseydim,” dedim. "lirden ayrılmak istemediğim için az daha gelmeyecektim.” akhilleus gülümsedi. “artık her yere peşimden gelmeni sağlamanın yolunu biliyorum desene.”