sabah güneşi, bu çehrede öyle ince, öyle manalı çizgiler aydınlatıyordu ki, genç adamı sardıkça sarıyor, ona ağlamak arzuları veriyordu. lstırabın bir genç kız yüzünü bu kadar güzelleştirebileceğini, kâmran dünyada aklından geçirmemişti.
evet, dünyada bu gözyaşlarından daha manasız şey olamaz. bunu anlıyorum. fakat buna rağmen, hâlâ şimdi, bu satırları yazarken kirpiklerimden yaşlar süzülüyor, önümdeki defter kâğıdını fiske fiske kabartıyordu.