Bazen yüreği sıkışıp, dertop olup boğazına kadar yükseliyor ve nefes almasını engelleyecek yoğunluğa erişiyordu. Sanki bir an daha geçerse patlayacakmış gibi hissediyordu kendini. Sanki bir yanardağ oturuyordu göğsüne. Bir iç çöküntüsüydü bu.
Ve yine günümüzde histerik bir şekilde hayatta kalmanın yerini alan salt, sağlıklı hayat; ölüye, hortlak olan bir şeye dönüşmüştür. Bundan dolayı artık bu çağda, yaşamak için fazla ölüyüz ve ölmek için de fazla diriyiz.
Doğanın güzeli bir uzaklıkta var olur. "Kendisini en yakın yakınlığın anında gizler." Auralı uzaklığı onu her çeşit tüketimden uzak tutar. "Belirlenimlere zıt olarak belirsizliği doğal güzelliği belirlenemez kılar, bunun içinde müzik ile ilişkilenir. [...] Tıpkı müzikteki gibi doğada güzel olan da yakalamaya çalıştığın anda kaybolur."