Birden hatırladı: Daha bu sabah okumuştu Mevlâna'dan; "Ey maksadına ulaşmak için oyunlara başvuran; hoş olmayan vasıta, insanı hoşlanılacak duruma ulaştıramaz."
Utanç verici buluyordu bütün bunları. Ama utanmak ne demekti? Bunun için, her şeyden önce bir karşılaştırma ve bir ölçü gerekti. Yoktu ki öyle şeyler. Kimi kiminle, neyi ne ile karşılaştıracaksın? Doğru; burada ve bunların arasında da bir sınıflanma, bir kademelenme vardı: Ama herkesin kendi kuruntularına ve karşılıklı kuruntulara göre.
Hiç değilse çevresindeki adamları, gerçekten de ve ne kadar bayağılık varsa hepsine dört elle sarılacak kadar umutsuzluğa kapılmış görüyordu. ...kalıplaşmış, kullanıla kullanıla büsbütün hiçleşip gitmiş kaba şakaları... ve bütün bunlarla biri yüzlercesinin tıpatıp ve saati saatine benzeri olan günleri!..