Toplu Eserleri 4

Dönemeçte

Tarık Buğra
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 41 dk.
Sayfa Sayısı:
271
Basım Tarihi:
Mayıs 2004
İlk Yayın Tarihi:
1994
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
ISBN:
9789750502354
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·271 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
Tarık BuğraTarık Buğra DönemeçteDönemeçte Tarık Buğra'nın pek bilinmediğini düşündüğüm eseri: Dönemeçte... Romanın arka kapağının bir bölümün de şöyle diyor: Dönemeçte, beğendiğiniz romanlar arasında özel bir yer
Roman
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
Puan vermedi·271 syf.··
2024 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2024 14:19
Kırklı yılların sonu ellili yılların başında Türkiye'nin çok partili hayata geçişindeki kavşakta bir ülke var ve bu ülkenin dönemeci alıp almaması söz konusu. Eserde küçük bir kasabada yaşanan siyasi gerginlikler çok partili hayatın yarattığı deprem etkisi ve halkın birbirine düşmesi romandaki insanların ulu orta konuşmaları, bir şeyleri bilen ile bilmeyenlerin konu hakkında olur olmadık şeyler dile getirmeleri siyasi çekişmeleri doğuran sebeplerdir.insanlar ve akrabalar arasında edilen sohbetler çok partili hayata geçiş ile birlikte siyasi tartışmalara dönüşünce yavaş yavaş aralarındaki bağlar koparılır. Dostluklar zedelenmeye başlar. Kahvehanelerde edilen sohbetler ağız dalaşlarına, tartışmalar öfke nöbetlerine döner. İnsanlar aralarındaki bağları tamamen koparır hatta Halk Partisi'nden olanlar Demokrat parti' ye gidenlerin tarlalarına giden suyu bile onlara çok görüp sularını keser. En cahil insanların bile kafasında üç beş politik cümle olup ve sloganik bir şekilde konuşmalarına sebep olmuş.
2024 Okuma Raporları
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
10/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2018 47. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2018 09:13
Tarık Buğra'nın bireyden hareketle topluma ışık tutan, ders niteliğinde kitabı. Resmi tarihin yanında bu tür kitapların da okunması kişiyi körü körüne bir inanma ve ezberden kurtaracaktır diye düşünüyorum. Üslubu, dili, benzetmeleri şahane. Herkese tavsiye etmiyorum. Sürekli polisiye okuyan, tek taraflı aşk acısını anlatan kitaplar okuyan, din tüccarlarının yazdığı türden kitapları sevenler okumasınlar efendim.
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
7/10
·271 syf.··
2019 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2019 11:46
Tarık Buğra'nın okuduğum ilk kitabı, farklı bir anlatım şekli olduğu kesin. Cümle yapısı, olay kurgusu ve hikaye sunumu ile okuduğum romanlardan farklı diyebilirim. Yazar bu eserde, 1947 yılında çok partili sisteme geçiş aşamasındaki ülkemizde, yerel halk gözünden değişimi ve dönüşümü anlatıyor. Seçim çalışmalarının göbeğindeki bir kasabada yaşanan aşk hikayesi, aslında kendi içinde ülkenin siyasi ve sosyal yapısına ait izler taşımaktadır. Aydın kesim olarak bilinen okumuş ve elit tabaka ile, köylü ama bazı şeylerin farkı olan insanlar arasında yaşanan diyaloglar ve yazarın betimlemeleri döneme ait fikirler vermesi açısından önemli.
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
Yıldızımın barışmadığı kitap
1/10
·271 syf.··
2023 12. kitabı
Hayatımda bu kadar yavaş ilerleyen, konudan konuya atlayan, basit ama karmaşık bir kitap okumamıştım. Tarık Buğra'ya verdiğim ilk şans, ona karşı önyargılarımın oluşmasına sebep oldu. Naçizane fikrim, 2 kere okumaya çalışmama rağmen başaramadığım için yıldızımız barışmadı. Belki ilerleyen yıllarda tekrar şans veririm.
Edebiyat
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
Puan vermedi·271 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 23:34
Yazar bu romanında Türkiye'nin tek parti eğemenliğindeki cumhuriyetten çok partili rejime, "demokrasi"ye geçiş aşamasını, Cumhuriyet döneminin kavşaklarını ele almış. Demokrasinin yüce siyasal değerleri ve amaçları ile muhataralı ilişkisi sorgulanmış ve bu ortam ve insan ilişkileri bağlamında bir aşk hikayesini aşk kavramının dolaştırarak anlatılmıştır.
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
Puan vermedi·271 syf.··
2024 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2024 22:19
Tarık Buğra'nın şimdiye kadar okuduğum kitapları arasında beni en çok içine çeken eseridir Dönemeçte. Çok severek ve merakla okudum ve herkese de tavsiyemdir. "Sonucu sağlayan, kaderi çizen daima budur, insandır."
Edebiyat
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
8/10
·271 syf.··
2018 17. kitabı
“Onların bütün bu insanların çok daha güzel günlere ve gerçek mutluluklara lâyık olduklarını düşünür ama mutluluklarının iyi beslenemeyen,gereğince aydınlanamayan,kendi gerçeklerini dahi kavrayamayan
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
9/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
Çok partili hayata geçiş dönemini bir ilçe/kasaba özelinde anlatan, oldukça akıcı bir içeriğe sahip Tarık Buğra romanı. O zamanın insanını sosyolojik, psikolojik ve siyasi açıdan oldukça iyi tahlil ediyor. Kullanılan dil sade ve anlaşılır.
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
Birey, romanın kendisidir.
9/10
·271 syf.··
2021 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2021 00:00
"Tarık Buğra, Cumhuriyet Dönemi romancılığını başka bir boyuta taşıyan bir yazardır." Bu şekilde bir tanımlama ne kadar doğruysa Şerif'in yaşadıkları da o kadar sarih ve yapıcıdır. DP'nin romandaki yeri abartılmamış ve zaman zaman yok edilmeye çalışılmıştır. Romanın ismi, sembolizasyon olarak görülebilir çünkü Kemal Tahir'in Yol Ayrımı adlı romanına gönderme vardır. Yol Ayrımı, bir roman olmayıp tarihî metin ile edebîliğin kıyısından geçen bir biçimde bize sunulmuştur. Dönemeçte ise romanın tüm şartlarını sağlayıp okuyucuya sunulmuştur ama bu dönemeçe girerken devrilmiş bir toplum karşımıza çıkar. Tarık Buğra, kravatını bağlamış ve tıraşını olduktan yazdığı bu romanın en büyük tepkisi ise tepkisizliğe karşı olan tepkidir.
1000Kitap
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma

Yazar Hakkında

Tarık BuğraYazar · 42 kitap
Süleyman Tarık Buğra, Türk gazeteci ve roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarıdır. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının tanınmış yazarlarındandır. Çok yönlü bir yazar olan Buğra, özellikle romanlarıyla tanınır. 1991'de devlet sanatçısı unvanı almıştır. 1918'de Akşehir'de doğdu. Babası, Akşehir'de ağır ceza hâkimi olarak görev yapan Erzurumlu Mehmet Nazım Bey, annesi Akşehirli Nazike Hanım idi. Çocukluğunun geçtiği Akşehir'i eserlerinin çoğunda mekân olarak tercih etti. İlk ve ortaokulu Akşehir'de okudu. Ortaokulda Rıfkı Melül Meriç'in öğrenicisi oldu. 1933'te ortaokulu bitirdikten sonra yatılı öğrenci olarak İstanbul Erkek Lisesi'ne devam etti. İstanbul Lisesi’nde Hakkı Süha Gezgin'in, Pertev Naili Boratav'ın öğrencisi oldu. Yazar olmaya onuncu sınıfta karar verdi. Tarık Nazım müstear ismiyle hikâye ve şiirler yazmaya başladı. Okulun yatılı kısmı kapanınca Konya Lisesi'ne geçti ve 1936'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde iki yıl okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne geçti. Parasızlık nedeniyle zor bir öğrencilik dönemi geçirdi ve üç yıl sonra mezun olamadan bu okuldan da ayrıldı. 1942-1945 yılları arasındaki üç yıllık askerlik görevi sırasında devlet memurlarının bıyıklarını kesme kuralını ihlal ettiği için on bir sürgün yaşadı. İlk piyeslerini ve ilk romanını askerliği sırasında yazdı. İlk eseri, Akümülatörlü Radyo başlıklı piyesti. Eser, Şehir Tiyatroları tarafından reddedilince, Yalnızlar başlığıyla roman hâline getirdi. Askerli hizmetini tamamladıktan sonra İstanbul'a döndü ve 1947'de Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Burada Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mehmet Kaplan'ın öğrencisi oldu. Bir yandan da Şişli Terakki Lisesi'nde muallim muavinliği görevinde bulundu. 1948'de yazdığı Oğlumuz başlıklı hikâyesi Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik ödülüne layık görüldü. Bu ödül ona edebiyat ve basın dünyasının kapılarını araladı. 1949'da ilk kitabı olan ve içinde 13 öykü bulunan Oğlumuz'u yayımladı. Çınaraltı dergisini çıkaran Yusuf Ziya Ortaç, kendisine dergiye katılmasını, Sanat Hareketleri başlıklı sütunda her hafta bir öykü yazmasını önerdi. Dergiye gönderdiği ilk hikâye, “Havuçlu Pilav Meselesi” başlıklı hikâyesi oldu. Basın dünyasından da iş teklifleri alan yazar, bu teklifler sayesinde basın hayatına atılmak için cesaret buldu ve Edebiyat Fakültesi’nden mezuniyet tezini vermeden ayrıldı. 1949-1952 arasında Akşehir’de babası Erzurumlu Mehmet Nâzım Bey’le birlikte “Nasreddin Hoca” gazetesini çıkardı. 1950'de Jale Baysal ile evlendi, on sekiz yıl sonra boşanma ile sonlanan bu evlilikten 19 Aralık 1951’de kızları Ayşe dünyaya geldi. 1952'de babasını kaybeden Buğra, gazeteyi elden çıkardı ve İstanbul'a döndü. Aynı yıl, ikinci hikâye kitabı “Yarın Diye Bir Şey Yoktur” yayımlandı. 1952-1956 arasında Milliyet, Vatan, Yeni İstanbul gibi gazetelerde edebiyat tenkitleri ve denemeler yazdı. Gazeteciliğinin bu ilk yıllarında Abdi İpekçi, Reşat Ekrem Koçu ve Peyami Safa ile çalışma imkanı bulduğu bilinmektedir.[5] Bu arada üçüncü öykü kitabı İki Uyku Arasında'yı (1954)'te yayımlayan Buğra, 1955'te Siyah Kehribar başlıklı bir roman yazdı. Dönemin faşist İtalya'sında geçen romanın pek çok eleştirmen tarafından hoş görülmedi ve yazar bir bekleme dönemine girerek uzun süre başka roman yazmadı. Gazeteciliğe 1956-1957 yıllarında Vatan ve Yenigün gazetelerinde yayın müdürü olarak devam etti. 1958'de Milliyet gazetesi spor sayfası sorumluluğu yapan Buğra, aynı yıl Tercüman ve Yeni İstanbul gazetelerinde de yazarlık görevini sürdürdü. 1959'da önce Tercüman'ın, ardından Yeni İstanbul'un, ardından da Türkiye Spor isimli günlük spor gazetesinin yayın müdürlüğünü yaptı. 1962 yılında ise Yol adlı haftalık derginin yayın müdürlüğünü yaptı. Bu arada Türk Kurtuluş Savaşı’nı konu edinen Küçük Ağa romanını hazırladı. Küçük Ağa, 1963 yılında Yeni İstanbul'da tefrika edildi ve 1964'te de kitap olarak yayımlandı. Çok olumlu tepkiler alan roman, Mehmet Kaplan tarafından mezuniyet tezi olarak kabul edildi ve böylece Buğra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden diploma aldı.[8] Küçük Ağa'nın ardından dördüncü öykü kitabı Hikâyeler'i, Küçük Ağa'nın devamı olan Küçük Ağa Ankara'da ve ardından da Komik-i şehir Naşit'in hayatını anlattığı İbiş'in Rüyası'nı tamamladı. İbiş'in Rüyası, 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması'nda başarı ödülüne değer bulundu. Buğra, 1970-1976 arasında Tercüman gazetesinde köşe yazarlığı ve sanat sayfaları düzenleme işini sürdürdü. 1976'da Tercüman'dan emekli oldu ve zamanını bütünüyle edebiyata verdi. Firavun İmanı (1976), Dönemeçte (1978), Gençliğim Eyvah (1979), Yağmur Beklerken (1981) adlı dönem romanlarını yayımladı. Bu romanlarda Cumnuriyet'in çeşitli evrelerini, demokrasiye geçiş sürecindeki çalkantıları konu edindi. Devlet Tiyatroları'nda Edebi Kurul Başkanlığı'nda Edebi Kurul üyeliği yaptı. 8 Eylül 1977'de hikâye yazarı Hatice Bilen ile ikinci evliliğini yaptı. Yazarın, Ayakta Durmak İstiyorum (1966) ve Üç Oyun (1981) adlarıyla kitaplaştırdığı piyeslerinin hemen hepsi sahnelendi, romanları da TV dizisi haline getirildi. Fıkralarından seçmeleri Gençlik Türküsü (1964), gezi notlarını Gagaringrad (1962), dil ve edebiyat üzerine yazılarını Düşman Kazanmak Sanatı (1979), denemelerini ise Bu Çağın Adı (1979) başlıklarıyla yayımladı. Tarık Buğra'nın Sakıp Sabancı'nın hayatını anlattığı Patron başlıklı bir piyesi, Mimar Sinan'ın hayatını anlattığı bir senaryosu ile Mehmed Akif'in hayatını ele alan bir romanı da mevcuttur. Buğra, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarını anlattığı Osmancık'la (1985) Millî Kültür Vakfı edebiyat armağanı’nı, “Yağmur Beklerken” romanı ile de 1989 Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü'nü aldı. 1991'de devlet sanatçısı unvanı aldı. 1993'teki ani rahatsızlığının ardından kanser teşhisi konan Buğra, tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 26 Şubat 1994'te hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. 1999-2000 öğrenim döneminde İstanbul'un Pendik ilçesinde açılan bir liseye “Tarık Buğra” adı verilmiş; 2002’de Akşehir merkez Ortaokulu’nun adı "Akşehir Tarık Buğra İlköğretim Okulu" olarak değiştirilmiş ve 2004 yılında Akşehir'e bir Tarık Buğra heykeli dikilmiştir. Ayrıca Ankara’da Millî Kütüphane önünde bir heykeli bulunur. Tarık Buğra, tarihçi Ayşe Buğra'nın babasıdır. Ayşe Buğra, iş adamı Osman Kavala ile evlidir.