Ve dehşete kapılarak inanmak zorunda kalıyordu ki, Türkiye Tanzimat’tan bu yana, hattâ daha da öncelerinden beri kendi insanlarını bozmaya, yozlaştırmaya yönelmiş sanılacak kadar yanlış bir eğitim içersindedir; yüz şu kadar yıldan beri Türkiye’nin insanları öz Devlet’lerince hırpalanmakta, ezilmekte, eciş bücüş edilmektedir. 
Elbette bir daha yaşayacak değilsin; geberip gideceksin, bütün canlılar gibi. Ama önemli olan o da değil, nasıl yaşanacağıdır; o bir defalık şansı ve imkanı ve fırsatı nasıl kullacağıdır. Bu da insanın yüreğine, kendisine karşı beslediği saygıya ve değer yargısına bakar. Fatih de bir kere yaşadı, İbrahim de. Hz.Muhammed de bir kere yaşadı, Haccac da. Mansur da bir kere yaşadı, Dahhak da. Köroğluda bir kere yaşadı, Bolu Beyi de. Neron, Benden sonra tufan,' demiş. İnsanın kendinden sonra olanlar ve olmayanlar ve olabilecekler elbette vızıltıdır. Ama ya o sona giderken?
Dönemeçte