Ve dehşete kapılarak inanmak zorunda kalıyordu ki, Türkiye Tanzimat’tan bu yana, hattâ daha da öncelerinden beri kendi insanlarını bozmaya, yozlaştırmaya yönelmiş sanılacak kadar yanlış bir eğitim içersindedir; yüz şu kadar yıldan beri Türkiye’nin insanları öz Devlet’lerince hırpalanmakta, ezilmekte, eciş bücüş edilmektedir. 
Hileden, ince hesaplardan ve taktiklerden tiksiniyordu; insanın küçülüşünü, en iğrenç arsızlığını bulurdu bunlarda… İnsanın kendi kendisini saymayışını bulurdu. 
Sevme gücü yoktu; sevmeyi öğretmemişlerdi ona. Sevgiyle, bu en büyük kuvvetle karşılaşıverince de ne yapacağını bilemiyor, darmadağın oluyor, acizin en zavallısına dönüşüyordu.