Hayattan ne istediğimi bile söyleyemiyorum. Bildiğim tek şey hayatı hissetmek istediğim, fakat onu hissetmemi sağlayacak o şeyle hiç karşılaşmadım. Hissetmek istiyorum, bir saniyeliğine bile olsa; insanın buna karşılık gelen bir sözcüğü yok, belki bir tür coşku, ama coşku sözcüğü onu ifade etmiyor. Herhangi bir gerekçeye, açıklamaya ihtiyaç duymayan bir his bu, tamam hissetmek, mutlak hissetmek. Ve insan, ömrünü tamamladığında, bütün varoluşunun gerekçesi olacak, hayatın kendisini özetleyecek bir an, hissetmek istediğim. Daha fazlasını istemiyorum. Ve daha azını da isteyemiyorum.
İnsanları anlamıyorum, onlar da beni anlamıyor. Yaşıyorlar, dahası mutlu görünüyorlar. Ama bana kalırsa uğruna yaşadıkları her şey, bahsedip durdukları her şey manasız, bulanık bir leke; "anlam" sözcüğünü bile anlamayan bir leke.