Zülfü Livaneli yazmışsa bize de tabiki okumak düşer .Kitap tek kelimeyle muazzamdı,Livaneli beni yine şaşırtmadı.Bu sefer ki okumuş olduğum kitabının adı "Leylanın evi."
Kitabımızdan bahsedecek olursam ;Leyla adında ki yaşlı bir kadın yıllardır yaşadığı ,doğup büyüdüğü yalı dan bir anda sokağa atılır.Yalının yeni sahipleri oldukça zengin ve söz sahibi insanlardır.Bunlardan kaynaklı yaşlı kadın hiç bir şekilde hak iddia edemez ve kimseyi de kendine inandıramaz. Yaşlı kadın yemeyi içmeyi kesip yalının önündeki kaldırımda da inatla bekler durur ...Yusuf adında ki gazeteci Leyla Hanımı görünce tanır ve onu oradan kaldırarak evine götürmeye ikna eder.Yusuf evini Roxy adında bir kızla paylaşmaktadır.Ve buradaki yaşam Leyla Hanımın yaşamının tam zıttıdır.Roxy,ilk baş Leyla Hanımı evinde istemez,kötü davranır fakat zamanla onu sevecektir ve Roxy de ki dönüşüme şahit olacağız .Bu arada Roxy'n gerçek adı Rukiyedir.Neden adını değiştirir önceki yaşamı nasıldır nedir ben söylemek istemiyorum.
Leylanın ve Roxy'n konser sahnesini çok sevdim ...
Kitabın bir diğer kısmında da yalının yeni sahiplerinden(Ömer-Necla çifti ve Ali Yekta Beyden ) bahsedilir.Necla,büyük bir hevesle yalıyı tekrar dekore edip yalıdaki yadigar eşyaları da kendilerini sevdirmek maksadıyla konu komşuya dağıtır.Her ne kadar bu olanı desteklemese de Ömer karısına sesini çıkaramaz ,Necla kayınbabası Ali Yekta Beyi de bu yeni evinde istemez Ömer maalesef ki buna da göz yumacaktır.Ali Yekta Bey ise Leyla Hanımın başına gelenler den habersizdir ve öğrendikten sonraki tavrı beni çok şaşırttı .Necla için üzüldüğümü söyleyemem .Kitabın son kısmındaki mektup beni çok duygulandırdı...
Kitabı çok severek hüzünle ve bi o kadar mutlulukla okudum.Tüm Livaneli severlere tavsiyemdir.Kitapla kalın...