Değişim denen şey sanki iki boyutlu sahne dekoru gibiydi,varlığı ya da anlamı olmayan. Ağır ağır, bir günden diğerine yaşıyordum;başımı hiç kaldırmadan,dikkatimi önümdeki uçsuz bucaksız bataklığa vererek, ilk önce sağ ayağımı,sonra sol ayağımı,tekrar sağ ve ardından sol ayağımı yere basarak,nerede olduğumu bilmeden,doğru yöne gidip gitmediğimi sorgulamadan, sadece hareket etmem gerektiğini bilerek,adımlarımı tek tek atıyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gece vakti üçümüz böyle konuşurken,samimi, yakın ve sıcak bir his beni sarmaladı,ben de aynı Naoko gibi yağmurun sonsuza dek sürmesini istemeye başlamıştım.
O zamana kadar yaşamın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları,bir daha geri gelmeyecek hisleri.
Bu manzaranın ortasında hiçbir insan yok. Hiç kimse. Naoko da,ben de orada değiliz. Nereye kaybolmuş olabiliriz acaba? Nasıl olabilir bu ? Naoko, ben ve bizim olan dünya,o sırada benim gözüme çok önemli gözüken her şey nerede şimdi?