belki de asıl acımasızlık, başkasının iç dünyasını bir eşya gibi kullanmaktır. onun sabrını, şefkatini, anlayışını sürekli erişilebilir sanmak. sanki tükenmeyecekmiş gibi. oysa her insanın içindeki iyi niyetin de bir eşiği vardır. o eşik aşıldığında kırılma sessiz olur. bağırarak değil, geri çekilerek yaşanır.