geçmişte gidip durmaktan vazgeç, şimdiye getirdiğin her şey zaten seni inşa etmek için epey yoruldu. şimdidesin, belki de bu anın konforuna güvenmelisin. evini, hep içinde olacak şekilde inşa etmelisin; çünkü bizler, geçmişe ancak misafir olarak gidebiliriz. ne orada kalabilir ne de oraya "yuva" diyebiliriz.
bazı şeyler hiç değişmiyor. geçmişteki hâlinle şimdiki hâlin arasında elbette ki bir benzerlik var; olduğun şeyi kaybetmiş değilsin. okuduğum bir kitap, barbara cassin'in "nostalji" kitabında şöyle bir soru var: "insan ne zaman evindedir?"
Eşimle kanepede yanyana oturup yirmi dakika boyunca sadece birbirimizle ilgilendiğimizde birbirimize verdiğimiz şey, yirmişer dakikalık yaşamdır. Bilin ki o yirmi dakika bir daha geri gelmeyecek.