Özellikle 2. Bölümüyle neresinden tutarsanız elinizde kalacak o kitap. Hayatımda ilk kez bir kitabı okurken zorlandım ve 2. Bölümün yarısından sonra atlayıp, 3. Bölüme geçtim.
Kitapla ilgili yapılması gereken ilk eleştiri Hristiyanlık dini hep bilimi yasaklamış da İslam dini her zaman bu konuda çok hoşgörülü davranmış ve bunu teşvik etmiş gibi din güzellemeleri yapıyor olması. İslam tarihi boyunca bilime destek olduğu dönemler olduğu gibi, baskılayıcı yaklaşımlar da olmuştur. Bir profesörün, dini savunmak adına İslam dininin tarihsel sürecini romantikleştirmeye çalışmaktan ziyade, dini daha dengeli bir analizle değerlendirebiliyor olması gerekir.
Sinan Canan'ın bir yandan evrimin rastlantısallığını eleştirip, diğer yandan yaratılışı kesin bir gerçeklik olarak savunması, bunu yaparken verdiği örnekleri Kuran’dan alıyor olması ve ardından da Evrim teorisine alternatif kuramların “seküler eğitim” e dahil edilmesi gerektiğini söyleyerek “akıllı tasarım” örneğini vermesi :)) Bilimsel bir teori, deney ve gözleme dayanır ve bugün evrim teorisi kanıtlı bir şekilde çürütülse yeni kuram zaten müfredatlarda yerini bulacaktır. Darwin’in kendisi bile eğer bir gün evrim teorisi kanıtlarla çürütülürse evrime inanmayı bırakacağını söylemiştir. Bilim her zaman gelişir teoriler kurulur, çürütülür. Yeni kuramlar müfredata eklenir fakat yaratılış gibi metafizik bir iddia ise bilimsel metotlarla çürütülemez ya da doğrulanamaz. Bu nedenle, yaratılışı bilimsel bir gerçeklik gibi sunmak, bilimsel metodolojiyle bağdaşmaz. Bir bilim insanı alternatif kuram diyerek yaratılışı nasıl bilim müfredatına eklemeyi önerebilir? Akıllı Tasarım, bilimsel bir teori olmaktan ziyade, teolojik bir argümandır. Sinan Canan’ın bu önerisi, belki bilime daha kapsayıcı bir perspektif kazandırmak amacıyla sunuluyor