...Adam bu dağa arabaları, çivileri, belgeleri, matkapları ve baltalarıyla tırmanmış; tam da buraya ulaştığında, fethetmek için yok ettiği bunca güzelliğin zaten ona ait olduğunu, kendisinin de tam buraya ait olduğunu anlamış. Ah!
Tamam belki kitabı aylarca elimde yük gibi taşıdığımdan kitabın beni sıktığını düşünebilirsiniz, buna hak verebilirim. Lakin kitabın başı ile sonunun nasıl gittiğini harfi harfine hatırlamakta olduğumdan bu yorumlarımı olabildiğince objektif tutmaya çalışacağım.
Bir yazılımcı grubun nasıl meta işine başladığını ve sonraları bundan pişman olup bu metayı yok etmeye çalışmalarına şahit oluyoruz. Kitabın yarısından fazlası karakterlerin çoğunun öldürülmesi ile geçiyor. Dili aşırı jargonlarla ve seksit ifadelerle dolu olan bu kitap, kurguladığı olaylar ile şahane olmasına karşın yazarın kendi ideolojisi mi diyeyim yoksa öznel fikirleri mi diyeyim emin olamadığım bir kalem tarzıyla bambaşka yola sürükleniyor. Aynı kurgu güçlü bir distopya yahut bilim kurgu yazarında olsaydı muazzam işler görebilirdik. 122'nci sayfaya kadar yine yazarın saçma sapan detaylandırmaya girdiği kalemine katlanabilirsiniz belki. Ama beni "Tamam bu kitaptan cidden bir cacık olmayacak." dedirttiği nokta Keten Hoca karakterinin olaylara dahil olması. Hidayet romanına dönüşüyor birden. Aslında başta bu sanal mekanı "Ahir@" diyerek adlandırmalarından belki anlayabilirdim. Bu Hoca karakteri ile beraber işin içine cinler mi dersiniz, şeytanlar mı dersiniz bir sürü saçma sapan zırvalar giriyor. Sanki biri yazar romanı yazarken gelip "Senle böyle anlaşmamıştık, nerde bunun muhafazakar propogandası?" demiş gibi. Bir kitabı okurken asla zamanım boşa geçmiş gibi hissetmezdim. Yine hakkını yiyemem, her kitaptan bir medet ummamam gerektiğini öğretti en azından.
Kitabı merak eden olursa kitabı okumak yerine bana ulaşabilir, daha akıcı bir kurgu ile olayları özet geçebilirim. Sonuçta birisinin annesinin hangi Aşk-ı Memnu karakterine kendine neden benzettiğini satırlarca anlatacak halim yok ya!
- Zihin İşgalcileriSadık Yemni