Günümüz demokratik toplumlarında hakimiyetin/egemenliğin halka ait olduğu ısrarlı şekilde vurgulanarak halk ilahlaştırılır. Ancak aslında bu, gerçekte kendi ilahlıklarını gizlemek isteyen ileri gelenlerin (tağutların, yöneticilerin, zenginlerin hatta sanatçıların) oluşturdukları yapay bir sığınaktır. Sahte biçimde ilahlaştırdıkları halkın adına kendileri hüküm koyarak, işlerini yürütürler. Buna da halkın kendi kendine yönetmesi diyerek halkı aldatmaya ve tagutluklarını devam ettirmeye muvaffak olurlar.
“Irkî ve kabilevî farklılıklarla övünme, cahiliyenin temel karakteristiğidir. Bu tutum, İslam’ın değer referansı değildir. Kur’an’da bu yaklaşım ‘cahilî’ olarak nitelendirilmekte ve insan ruhunda derin izler bırakacak ifadelerle reddedilmektedir.”
“İnsanlar dünya ile yetindiklerinde sen de Allah ile yetin. Eğer dünya ile sevinirlerse sen de Allah ile sevin. Eğer sevdikleri ile ünsiyet kurarlarsa sen de ünsiyetini Allah'a kıl. Eğer Melikleri ve büyükleri ile tanışmak ve onlar sayesinde izzete ve yüksekliğe erişmek için onlara yakınlaşırlarsa sen de Allah ile tanış ve O'nun dostluğunu kazanmaya çalış ki böylece nihai izzet ve yüksekliğe erişebilesin.”