De ki: “Allah bizi (tevhide) hidayet ettikten sonra, Allah’ı bırakıpta bize hiçbir faydası ve zararı olmayan şeylere mi (putlara, türbelere, yatırlara mı) dua edelim? Arkadaşları kendisini: ‘Hidayete gel.’ diye çağırdıkları hâlde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken şeytanların ayarttığı kimse gibi topuklarımız üzere geri mi dönelim?” De ki: “Şüphesiz ki gerçek ve hakiki hidayet, Allah’ın hidayetidir. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”
وَمَا لَنَٓا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَاۜ
“Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye ona tevekkül etmeyelim?”
Şuurlu müslüman kadının imanı, inancı temiz ve saftır. Ona herhangi bir cehalet karışmamıştır. Onun duruluğunu hiçbir hurafenin alacakaranlığı lekelememiştir.
“Size müjdeler olsun!.. Hiç şüphesiz, bu Kur'an'ın bir ucu Allah'ın elinde, diğer bir ucu da sizin elinizdedir. Onu sıkı sıkıya tutunuz! Hiç şüphesiz, siz ona tutunduğunuz sürece sapmazsınız ve helak olmazsınız...”