Kitap başlarda düz ilerlerken yarıdan sonra öyle bir tempo kazanıyor ki ortalama olan bir kitabı çok iyi noktaya getirdi yazar. Özellikle sonu :) 2. Kitabı hemen okumalıyım. Başlarda altyapı hazırlayıp kitabın açılmasını sağladı.
Ya ilk defa düşmandan aşka gibi görünen bir kitap gerçekten düşmandan düşmanaymış.
Bundan sonrası spoiler dolu!!!!
Özellikle son sayfalarda şok oldum. Çünkü kitaptaki erkek karakter gerçekten kötü ve biz bunu sonlara doğru tam anladık çünkü karakter kızla birlikte bizi de ayakta uyuttu. Yani aslında başından beri güvenilmeyecek canlılar diyorlardı türlerine fakat kendisi o kadar normal davranıyordu ki ben kız kadar olmasa da güvenmeye başlamıştım. Onun ağzından okuduğumuz sahnelerde bile şüphe ettirmedi kendinden çünkü kıza gerçekten aşık oldu sanırım fakat kötülük yapmasını engelleyecek bir aşk değilmiş demek ki. Tam tersine hastalıklı bir aşk olduğunu doğruladı. Aralarındaki o zıtlık dolu ilişki bana aşırı zevk verdi. Fakat bu saatten sonra mutlu son yazılmamalı.
Kızı ben çok sevemedim gidip bir anda böyle teslim olursan bu hallere düşersin. Yaptığı her şeyin sonucu olarak bunları yaşadı. Yani kanını içmemek için dirense olmuyor mu adamın. Sonra etkileme büyüsü yüzünden bunlar gelir başına.
Ayrıca kendi kanını neden o kadar içirttin al artık büyün de işe yaramıyor. Gereksiz teslimiyet gösterdi. Ve adamın zaten kötü bir varlık olduğunu biliyorsun senin aşkın onu melek yapabilir mi sandın bu kadar çabuk. Şeytandan melek olmasını bekledi 2 3 günde.
Tamam erkek karakter kötü gösterildi başlarda zaten ama ben aslında kötü değilmiş kızın aşkı ile mutlu yaşamışlara bağlayacaklar sanarken adam Lucifer çıktı ya. Bu çok hoşuma gitti. Kötü karakterin aşktan iyileşmesinden daha çok sevdim. Ay bir de kötü olsa bile kıza aşık numarası yapmadı
Cadılar MeclisiHarper L. Woods · Pukka Yayınları · 2023815 okunma
𝐆𝐢𝐝𝐞𝐧𝐞 𝐦𝐢 𝐳𝐨𝐫 𝐲𝐨𝐤𝐬𝐚 𝐤𝐚𝐥𝐚𝐧𝐚 𝐦ı?
Gitmek cesaret istermiş. Deliler gibi severken gidebilmek, cesur yüreklerin işiymiş. Yüreğinden bir parça ayrılır, öyle gidermiş. Aklı hep kalırmış. Kalan ise gidenin bıraktığı o parçayı hiçbir yere kondurmamış. Elinde kalan yarım aşkla, sevse gitmez dermiş.
𝐕𝐞𝐝𝐚𝐥𝐚𝐫 𝐞𝐧 𝐜̧𝐨𝐤 𝐬𝐞𝐯𝐞𝐧𝐞 𝐳𝐨𝐫𝐝𝐮.
Romantik komedi olması gerekirken benim açımdan komedi ve gerilimdi. Çünkü erkek karakteri sevemedim. Çoğu kişinin aksine bana maço erkekler havalı değil itici geliyor. Çok maço bir karakter olmasa da çoğu davranışı beni irite etti. Ve kitap sonunda hâlâ büyük bir karakter gelişimi yoktu. Bana göre sonunda da çok sevilecek bir karakter değildi.
En başta arabasına bu kadar değer vermesi çok rahatsız ediciydi. Ayrıca kitabın sonunda gönlü olsun kadının diye bile hâlâ evlenme teklifi etmedi. Evlenmelerini zaten oldu bittiye getirdi ama son sayfalara kadar kadın hâlâ bundan şikayet ederken, 5 yıl önceyi mi sorguluyorsun diyor. Evet sorguluyor çünkü sen bu kadına fikrini sormadan direkt söz kestin.
Kitap boyunca kadına durmadan sen yalancısın imaları. Evlenmelerine rağmen sana güvenmiyorum ajan olabilirsin diye bağırması. Kadının arkadaşlarına son ana kadar düşman gibi davranması. Başlarda kadına yaptıkları için hiçbir zaman özür dilememiş olması. Ve daha bir sürü bana batan ayrıntı.
Kadın karaktere karşı nötrüm. Ne çok sevdim ne de erkek karakter kadar gıcık oldum. Ama asla çok sevmedim çünkü erkeğin yaptığı şeylerin çoğuna çok kısa süren tepkiler dışında büyük tepki vermedi. Özellikle bir evlenme teklifi almadan 1,5 ayda evlenmesi beni sinir etti. Çok sevsen bile 2 saatlik sürecek bir rızanı alma işi olan evlenme teklifi fazlalık değil.
Yani kitaba çok bayılamadım ama okunuyordu.
Yaş sınırı ise:+18 ögeler belirgin şekilde yoktu fakat birkaç öpüşme sahnesi ve üstü kapalı birkaç ima dışında açıkça yaşanan bir şeyler yoktu. Bu yüzden kitap +18 değil.
Her yönüyle sizi destekleyen bir dünyadan her yönüyle size düşman bir dünyanın ortasına dımdızlak düşünce, sizi destekleyen o dünyanın, aslında bir başkasının ayağını kaydırdığını fark ediyordunuz; bunu ancak ayağı kayan ben olduğumda anlayabildiğim için kendimden utanıyordum.