İnsan beyni ne acayip bir mekanizma değil mi? Acıyı unutmanın kabuğu ile çevreliyor. Korumaya alıyor seni. Sonra bir yaşa gelince, gerçeği laf arasında biri hatırlatıyor sana.
İnsan ömrünün herhangi bir anının vücuda gelmesi için lüzumlu teferruat ne çoktur. Teferruatın zerresini değistirecek olsak, şimdi bulunduğumuz halden çok başkasına intikal etmemiz mümkün müdür? Bunlar bu alemde kimsenin yanıtlarını bilemeyeceği sualler fakat yine de insan sormaktan kendini alamıyor.
Dünyanın en acar gazetecisi de olsan, tüm kanıtlarıyla yaşananları aktarma imkanın ve gücün de olsa iktidar tarafından durmadan yeni, sahte gerçeklikler üretilecek ve senin hikayene asla inanılmayacaktı. Nur etrafındaki masalarda bunu görüyordu. İktidar devletten, örgütten, partiden, polisten çok daha büyük bir şeydi. İktidar gazetede okuduğu sahte habere inanan ve sonra onu unutan insanlar bütünüydü.