Kitabın Türkçeye çevrilmiş halini okudum ancak daha buraya gelmemiş, o yüzden yorumunu buraya yapıyorum.
İlk hatam kitabın kapağına, adına ve arka yazısına kanıp romcom okuyacağımı sanmaktı. Klişelerle çevrili, tatlı bir kitap okuyacağımı ummuştum ve asla beklediğim şeyi bulamadım. Hatta ilk 200 sayfayı o kadar zor okudum ki sürekli yarım bırakmayı düşünüp durdum.
Yazar hem şimdiki zamanı hem de geçmişi bir arada anlatmayı tercih etmiş ama bunu gerektiği gibi yapamadığını düşünüyorum. Karakterleri tanımadan, şimdiki hallerini yeterli miktarda göremeden sürekli geçmişi okuyup anlamaya çalışmak çok zorladı beni. İkinci kez okumaya başlasam kaçırdığım bir sürü detayı fark edeceğimden eminim.
Karakter çokluğu, mekan çokluğuyla birleştiğinde daha da kafa karıştırıcı oldu benim için. Başta başlıklar yüzünden geçmişi okuduğumu bile fark edemedim hatta. Karakterleri sevmedim, sürekli sakladıkları bir şeyler yüzünden anlamsızca davranışlarını sevmedim. Kitabı okumak iyice zorlaştı bu yüzden. Sürekli sayfa sayısına bakıp durdum ve 100 sayfa okumuş gibi hissederken sadece 10 sayfa okumuş olduğumu fark edip şok oldum. Bırakmamak için bir müddet boyunca yalnızca Wyn'ın ayrılma nedenini öğrenmek için okumaya zorladım kendimi.
Kitaptan ümidimi kesmişken 250'den sonrasında karakterler çözülmeye, sırlar dökülmeye başladı ve gerisini merak ederek çok daha hızlı bir şekilde okudum. Romcom sanarak başladığım kitaptaki herkesin travmatik bir geçmişi olduğunu, kitabın komediden ziyade dram üzerine yazılmış olduğunu fark ettim. Doğru iletişim üzerine verilen nasihatler ve anne-baba ilişkisinin bir çocuğa neler yapabileceğini görmek ilgi çekiciydi.
Harriet'e her şeyiyle üzüldüm, Wyn'e hem üzüldüm hem de kızdım. Ayrılıklarını 6 ay boyunca herkesten saklamalarına pek anlam veremedim ve