Çok sevdim. Uzunluğu gözümü korkuttuğu ve kapağı pek hoşuma gitmediği için okumayı sürekli erteliyordum. Bu yüzden üzgünüm ama belki de doğru zaman şimdi olduğu için bu kadar sevmişimdir, bilemiyorum.
Günümüz romantik kitaplarında rutin hale gelen, ilk görüşte arada çıtırdayan elektrik ya da cinsel gerilimden ne kadar bıktığımı bu kitap sayesinde daha iyi anladım. Kitap uzundu ve ilişkileri yavaş ilerliyordu ama tam dozunda olduğunu düşünüyorum. Zaten kitabı sevmemdeki en büyük neden buydu. Hiç sıkılmadım okurken.
Aurora'ya bayıldım. Oldukça komikti ve özellikle kitabın başlarında beni çok güldürdü. Karakterini de çok sevdim, kısa sürede etrafındaki insanları büyüleyebilen insanlara bayılırım. Rhodes de bir o kadar iyiydi. Ne istediğini, nasıl istediğini çok iyi bilen bir adamdı. İkili arasında üçüncü kişilerin sebep olduğu güven problemlerinin olmamasını da ayrıca sevdim.
Amos da bir o kadar tatlı bir karakterdi. Babasına benzemesi ve kendince Aurora'yı sevdiğini gösterme şekli çok tatlıydı. Özellikle Aurora'nın Clara'ya gitmesini yanlış anlayıp ona kızgın olmalarına rağmen eve getirebilmek için tereddüt etmeden peşine düşmeleri... Sanırım kitaptaki en sevdiğim sahneydi.
Sadece Amos'un doğum hikayesi bana biraz zorlama ve absürt geldi. Açıkçası anne ve babasının o kadar sene baktıktan sonra Amos'u Rhodes'e bırakıp gitmeleri de tuhaftı bence. Yani annesi Rhodes'ten ayrılıp yeni biriyle evlenmiş olsa her şey daha mantıklı olurdu diye düşündüğüm için bir puan kırdım.
Bu yazarın dilimize çevrilen bütün kitaplarını okudum, yazım dilini gerçekten seviyorum. Umarım daha çok kitabı basılır. Sadece kitapta çok fazla yazım yanlışı vardı, normalde bunu çok umursamayan biri olmama rağmen beni rahatsız edecek kadar fazlaydı. Yayınevinin bunlara daha çok dikkat etmesi gerekli