Mesleğimin beni uyuşturan, hissizleştiren yanına engel olamadığım zamanlar vakiydi. Fakat bu hissizlik bir çocuk cesedi gördüğümde bünyemde barınamıyordu.
Bu kitabı bombalar altında gelen bayrama beyaz kefenleriyle giren 7 yaşındaki Abdullah'ın, 13 yaşındaki Hâlid'in, 2 yaşındaki Abdurrahman'ın çığlığına; sadece toprağa gömülüp unutulmuş nice Filistinli yavrunun aziz hatıralarına ithaf ediyorum.
Nur, bir yâ harfi gibi bükmüş belini,yatıyordu. Bütün ölü çocuklar ölmeden önce yâ harfi biçiminde kıvrılıp yatar, yâ harfinin bana dair alfabede yeri vardı. Uzandım baş ucuna. Beyaz yastığında, ağzının tam yanında küçücük elinin ayası kadar bir kan lekesi,kan pıhtısından yaratılmış olsa da, bir çocuğa en az yakışan şey yine kandı.
Henüz yangının mahiyetini anlamayacak kadar yangının içinde olsam da, yitip gidenin bir daha geri dönmeyeceğinin fark edildiği ilk anda duyulan acıyla burkuldu kalbim.