Rubii

Rubii
@rubiiymisim
blog. . Veronika main account.
MODEL YENİDEN SAHNEDE!
"Bu sabah çok erken kalktım." Tabiki de erken felan kalkmadım. Model'in makyaj şarkısının sözleri bunlar. Ben Model'i "Mey" şarkısı ile tanıdım. 9 yaşındaydım, yazındı.. tahmini Temmuz sonu Ağustos başıydı. Teyzemler İstanbul'dan gelmişti ve en büyük hobim kuzenimle parkta oynamak olduğu için anneannemlerdeyim. Öğlen vakti park sıcak oluyor diye göndermemişti teyzem, televizyon izleyin demişti. Biz de kendimizi Winx perisi sandığımız için şarkı söyleyip dans ediyoruz. DreamTürk'te Top10 vardı (hala var mı bilmiyorum) onları dinleyerek dans ediyorduk. Mey klibinde Can Temiz'in yeşil saçı kuzenimin ilgisini çekerken benim ilgimi Fatma'nın kalpli beyaz elbisesi ilgimi çekmişti çünkü biraz değiştiği bende vardı. Biz kilitlendik televizyona full odak izliyoruz. Herhalde zıplama sesleri kesildi diye teyzem bize bakmaya geldi. Çünkü bazen birbirimize dolanıp yere düşerdik kolumuz bacağımız morarırdı. Neyse oturdu yanımıza o da bakıyor. Fatma, "Of, bi' ateş basıyor" diyor, teyzem cıkcıklıyor "Özlemek bu, dokunmakla geçmiyor" deyince kızdı bize. Böyle şarkılar dinlemeyin dedi. Biz onu kapattık, PowerTürk izlemeye başladık. Aradan 3 yıl geçti, biz o grubun peşine düşmedik, o şarkıyı da sonra dinlemedik. Zaten teknoloji ile sadece televizyonla irtibatta olan çocuklardık. Kışın bebeklerimle, yazın kuzenlerimle oynardım. Neyse işte, 3 yıl sonra yine yazın, o zamanlar mavi balina ve momo olayları türemişti. Mavi balina katilmiş, telefondan çocuk öldürüyormuş, momo da çocuk kaçırıyormuş. Dedem haber izlerken gördük, korkmaya başladık. (O zamanlar mahallede çocuk kaçırma olayı vardı, bide gece sokakta tilki görmüştük.) Teyzem bize DreamTürk'ü açtı, dinleyelim beraber dedi. "Bir Varmış Bir Yokmuş" şarkısı çalıyor televizyonda. Ama kadın çok tanıdık, biliyorum bir yerde gördüm o
Kelimelerin Hissi
Reklam
Bunları yazmaya başladığımda saat 02.47, umarım bitirirken çok geç olmaz. Şuan uyumam gerekiyor çünkü sabah dersim var. Ama bir türlü uyuyamıyorum. Sürekli dönüp duruyorum ve doğru şekli bulamıyorum. Düşüncelerim uyutmuyor sanacaksınız ama bilmiyorsunuz ki hayatımın en bomboş ayını geçiriyorum. Derslerim olmadığı için de tüm gün uyuyorum ve orucu uykuya tutturuyorum. Geceler benim, gündüzler uykularımın. Hiç bir düşüncesi olmayan bir insan tam 1 saattir neden dönüp durur diye düşünürken buldum kendimi. Sonra belki ekrana bakarsam gözüm yorulur dedim, aldım telefonu elime... Ama yok, gelmiyor uykum. Gündüzleri uyumaya alışınca gece uykum gelmiyor. Ama sabah dersim var, saat 3 oldu ben 7'de kalkıcam zaten bir şey kalmadı ki sabaha.. e ama 8-17 dersim var ve bu da kafa yani dayanamam uykusuz. Acaba uyumasam ve öğlen arası bi saat uyku mu atsam.. AMA YARIN ÖĞLE ARASINDA BİLE GEÇEN HAFTANIN TELAFİ DERSİNİ YAPACAĞIZ. Uyku bana bu 24 saat içinde uğramayacak galiba. Yani belki uğrar ama ben çok yardımcı olamam kendisine gibi hissediyorum. Düşüncelerimi direkt aktarmak, kendimle konuşmak ve bunu yansıtabiliyor olmak çok hoşuma gidiyor. Birine anlatsam dinler mi; şüpheli. Dinleyecek olan anlar mı; belki. Anlasa ne değişecek? Hiç. O yüzden sallamasyon ben kendi kendime takılıyorum espri falan yapıyorum ama kendim anlıyorum. (Bazen de espri yaptığımı sanıyorum.) Bazen (ne çok bazen dedi bu kız gece gece ya..) kendimi 'gibi' dizisinde rastgele bir oyuncu sanıyorum çünkü hayat bazen(!) çok karmaşık olabiliyor. Bazen(-_-) de Replikart Media üyesiymiş gibi hissediyorum. Enver ve Bahadır benim arkadaşımmış gibi. ŞİZOFREN DEĞİLİM, SADECE bazen ÖYLE BİR AN GELİYOR Kİ DÜŞÜNCELERİM BENİ NERRRDEENN ALMIŞ DA NERELEREE GÖTÜRMÜŞ AMA BENİM HABERİM YOK.. ben haberim olsun isterdim (♪ belkii
Kelimelerin Hissi
En sevdiğim çiçeği sordu dün birisi. Dedim, ortanca. Mavi ortanca severim ben. Mavi ortancanın ne olduğunu bilmiyormuş. Sen hiç mezarlıkta rengarek çiçekler gördün mü, tomurcuk tomurcuk dedim. O zaman anladı. E ama çiçekçide bulunuyor mu ki dedi,.. dedim zor bi ihtimal, belki vardır belki yoktur; ben o çiçeği parayla almam, görmek istediğimde mezarlık ziyareti yaparım dedim. Çünkü böylesini daha makbul görüyorum. Evde yetişir mi bilmiyorum, hiç denemedim ama yetişse bile o mezarlıktaki duruşunu hep özlerim. Neden mavi ortanca peki? Gül, papatya, orkide, nergis.. bunlar değil de neden ortanca? Bir kere kokusu yok. Kendine has bir özelliği olmayan bir çiçek. Yaşamak için ortam tercih etmiyor. Sadece ölülerin olduğu bir ortam onun için sevebileceği yerlerden birisi.. bir şiir vardı, "ne zaman vazgeçti ortancalar, teneke kutuları mesken edilmekten" diyor. Vazgeçmedi.. çünkü onun için farketmiyor. Yaşayabileceği her yer onun meskeni, evi.. kendime çok benzetiyorum mavi ortancayı. Onun da benim gibi bir yeri sevmesi gerekmiyor yaşamak için. Her yerde, her koşulda yaşayabilir.
Kelimelerin Hissi
Sizi dibe çeken bağlardan kurtulduğunuzda hayat yaşanılacak hale geliyor. Özgür bir kuş gibi süzülüyor insan yaşamında. Boğulmaktan kurtulup, o can nefesini almak gibi. Oh be, diyor insan. Yaşamak böyle bir şey mi? Bazen başkalarına beslediğimiz sevgi, bizim mahkumiyetimiz olabiliyor. Bir insanı, yaşamını ona adayarak sevmemeliymişsin. Herhangi bir insan olabilir. Bunu sadece aşk olarak algılamayın. Birini sevdiğin için mutsuz olacaksan; bırak o da sevilmesin.
Kelimelerin Hissi
Bir diziyi çok sevdiysem bitirine kadar başından kalkmam, bir kitabı çok sevdiysem tek oturuşta 400 sayfa okuyabilirim, bir şarkıyı çok sevdiysem hep onu dinlerim, bir kıyafetimi çok sevdiysem sürekli onu giymek isterim.. ben hep sevmenin bokunu çıkarırım
Kelimelerin Hissi
Reklam