Dünyaya uyum sağlayamadığını hissetmek seni şaşırtmıyordu da dünyanın, içinde yabancı gibi yaşayan birini yaratmış olmasına şaşıyordun. Bitkiler intihar eder mi? Hayvanlar umutsuzluktan ölür mü?
Kendini kendine yabancı hissediyordun, ama ölülerle dolu o alan bir biçimde tanıdık geliyordu sana. Bu duyguyu çok seyrek yaşamıştın; zaten ölü olduğun duygusunu.. Ama mezarlığın altında uzanan, evlerin ışıklarının pencerelerden ışıldadığı tepelere bakınca, birdenbire yeniden canlıların dünyasına döndün. İşte o zaman bir yaşama içgüdüsü adımlarını çıkışa doğru yönlendirdi. Birkaç dayanak sayesinde duvara tırmanıp dışarı çıktın. Sokak tarafına inerken, ayağın mezarlığın kapısına çarptı, kapı açılıverdi. Kilitli değilmiş. Giriş serbestmiş. Boşu boşuna tırmanmışsın.