"Sonra o dağları, tepeleri saran, ağaçların yapraklarını kıpırdatan, otları yana yatıran, suların yüzünde bir dalgalanma, bir üşüme meydana getiren çığlıklar duyulurdu: Babam öldü! O sesin yankısı gelirdi karşı dağlardan, derelerin çağrısına karışarak gelirdi. Babam öldüüüü! Havada rastgele kuş sürüleri dolaşırdı. Koyu dumanlar yükselirdi göğe. Birbirini bastıran hıçkırıklar, kimsenin yüzüne bakmadığı çocuklar; çocuklar da korktular...
Babamız öldü mü böyle ölünürdü! "