"Ama niye değilsin işte? Niye şu tuz ekmek, incik boncuk, yarın kaygısı olmayan yumuşak bir yatak ve hatta şu her seferinde 20-25 dakika süren et zevkinin en son haddi, seni düşünmekten çekip alamıyor? Ölüm yahut
" değmeli deriz" yüzde yüz yaşama konusunda yoruluncaya metafizik yapıyorsun, sevdiğin mısralar var, sevdiğin insanlar oldu, (hani hatırlar mısın Arthur Miller in filmini, ben sen, ve Güner, üçümüzde ağladığımızın farkında değildik ) anıların, duyuların şu, bu... Hepsinden güzeli ve en beteri dünyayı değiştirebilmek, insanoğluna kendini tanıtmak, onu aşağılık olmaktan ve çaresizlikten kurtarmak aşkı, yetisi... Zekan canım ve tek kelimeyle :SEN..."