Bayındır Han'ın tertip ettiği bir av esnasında büyük başarı gösteren Begil'i medhederler. Kazan, belki de Begil'i kıskandığından yahut onun gururunu kırmak için şöyle bir söz ortaya atar:
"Bu hüner atun mıdur, erün midür? Hanum eründür didiler. Han aydur: Yok, at işlemese er öginmez, hüner atundur"
Bu söz Begil'e hoş gelmez:
"Alplar içinde bizi kuskunumuzdan balçığa baturdun" diye Kazan'a küser, divandan çıkar, gider.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uygurca Oğuz Kağan, eksikliğine rağmen bir bütündür. Tarih-i Oğuzân ve Türkân'da yazar, hadiseleri aklîleştirmeye çalışır. Aslında mitolojik olanı, zorla tarihleştirme onun şahsiyetini bozmuştur.
Uygurca Oğuz Kağan Destanı'nda Oğuz'un yeryüzünde belli bir yurdu yoktur. O bütün kâinatı kendi yurdu sayar. Onun için "güneş bayrak, gök kurıkan" [=çadır] dır. Tarih-i Oğuzân ve Türkân'da Oğuz'un belli bir yurdu vardır. Hatta o bir de şehir kurmuştur. Oğuz çok uzaklara gidince Yuşı Hoca, oğlu Kara Sülük vasıtasıyla şu öğüdü verir:
"Biz cihanı fethetmek gayesiyle dünyanın her tarafına gideceğiz. Hucavur yani asıl vatan ve yurdumuz olan Talas ve Sayran geride kaldı. Eğer düşmanlar bizim yokluğumuzda buraları alırlarsa, bizim için talihsizlik, düşmanlar için de bir şöhret vesilesi olur. Faizli kâr ümidiyle sermayeyi harcamak olmaz."
Hayvancı toplumun ideal kahramanı olan "alp tipi" ile ekincilikle uğraşan toplumun yarattığı "veli tipi" arasında her bakımdan büyük fark vardır. Alp tipinin şahsiyetine "hareket", veli tipinin şahsiyetine ise "manevi güç" hakimdir. Bunlardan birincisi "dışa dönük", ikincisi ise "içe dönük"tür.