"Her kitapla birlikte yaşadığım çağ, bulunduğum yer, daha da önemlisi kimliğim değişiyor, bunaltıcı bir esaret duygusundan sıyrılıp hiç kimsenin sınır koyamadığı bir özgürlüğe kavuşuyordum."
"-Arzu, bu kadar hesaplı bir şey olabilir mi, demiştim.
Tavana bakıyordu.
- Bunun arzuyla ya da hesaplılıkla bir ilişkisi yok, dedi. Bu, kadın olmakla ilgili bir şey, sen anlayamazsın. Biz çocukluğumuzdan itibaren kirlenme korkusuyla büyütülürüz. Neyin bir kadını kirleteceğine, neyin yakışıksız olduğuna dair uzun bir liste öğretirler bize. Ben böyle konularda karar vermeden önce, bilinçaltım yapılacak olanın kirlilik listesinde bulunup bulunmadığını taramış, onu tasnif edip bir yere yerleştirmiş ve kararını vermiş olur. Benim o kararın üstesinden gelebilmem için senin tahmin edebileceğinden çok daha fazla uğraşmam gerekir. Bunun gelişmişlikle, gelişmemişlikle, kültürel farklarla da bir ilgisi olduğunu sanmıyorum, dünyanın her yanında kızların bilinçaltında bir kirlenme listesi var bence."
- Parasızlığın ne olduğunu biliyorum Antonius. Para varken para var gibi yaşanır, para yokken de para yok gibi yaşanır. Para yokken var gibi yaşamak nasıl budalacaysa varken de yok gibi yaşamak budalacadır. Para bitince düşünürüz. Şimdi var, tadını çıkaralım.
- Yüz günde kazanacağınız parayı bir lambaya verdiniz, dedim.
Evin dışında onunla konuşurken hâlâ "siz" diyordum.
-Yüz günde kazanacağım parayı nereye vermeliydim, dedi.
- Bilmiyorum... Bana biraz sorumsuzca geldi.
- Kime karşı sorumsuzca?
-Kendinize karşı...
- Kendime karşı sorumluluğum ne?
-Kendinizi güvencede tutmak.
-Tek sorumluluğum bu mu?
-İlk sorumluluğunuz.
-Sana böyle mi öğrettiler?
-Evet.
-Peki.
"Üstelik o zamanlar bir insanın hayatına girmenin, büyülerle dolu bir yeraltı labirentine girmeye benzediğini, birisinin hayatına girdiğinde oradan girdiğin insan olarak çıkamayacağını henüz bilmiyordum."