Fortunately, o kalinliktaki bir uc kitabi daha bitirmeyi BASARDIM. Evet evet, yaptim bunu. Bir noktada bible recite'lamaktan bir farki da yoktu hani. Kitaplar adeta birer kutsal kitap kalinliginda oldugundan——ki Sarah'nin eserleri OYLEDIR zaten bizim icin— her kitapta kendi kendime "okuma hedefini hehhh tutturursun sen bu gidisle" dedim ama nasil bittigini anlamiyorsun zaten. Fena sardi.
Veeeee Maas-verse bitti... diger iki seriyi bitirdikten sonra bu uclemenin sonunda artik duygulanmayABILECEGIMI dusunup ELBETTE KI yanildim. Pardon ama NASIL duygulanmazsin ki? Surada bir seriyi daha bitiriyoruz, degil mi? Bu duygusallik daha kitabin en basinda basladi ustelik. Bizim tum hikâyelerini bilip cok iyi tanidigimiz, bundan da ote icsellestirdigimiz, isil isil uzak bir diyarda yasayan eski dostlarla simdi Bryce'in yolu kesisti; dunyalar arasi yolculuk yaparken kendisini bizimkilerin diyarinda bulup Nesta, Azriel ve Rhysand (ve dolayli olarak Feyre ve Cassian) ile karsilasti. Okurken sey oldum, "evet evet, onlara gozun kapali guvenebilirsin. Hadi, anlat onlara". Tabii, Sarah'nin bu karsilasmanin suyunu cikarmayip, bir sure sonra bizi onlarla vedalastirmasini da sevdim. Cunku en nihayetinde bu Bryce'in hikâyesi.
Hikâye sona yaklastikca ve isler iyice sarpa sardikca heyecanimi bir an olsun kaybetmedim. Bu seriyle ilgili yapilan elestirilerden biri de bu hikâyeyi anlatmak icin bu kadar sayfaya aslinda hic gerek olmadigi yonunde ama ben Tharion'undan, Ithan'ina; Declan'indan Flynn'ine, Jesiba'sina ve hatta Sathia'sina kadar HICBIR karaktere "yan karakter" olarak bakilip gecilmemesini; hepsinin kendi kisiligi ve icsel (ve dissal) motivasyonu olmasini ve hikâyeyi onlarin bakis acisindan da takip etmeyi cok keyifli buluyorum. Buna zaten TOG'dan da aliskiniz (nasil da araya