Bizler mü'miniz. Kur'an ile muhatabız. Dolayısıyla ayağımızın birini pergel gibi geçmişe sabitlemek durumundayız. Bunun için de Kur'an'ı, onu hayata geçiren Hz. Peygamber', onun siretini ve sünnetini, bu iki menbadan beslenerek dini bize aktaran sahabeyi çok iyi bilmek ve özümsemek zorundayız.
Üzülerek ifade edelim ki, "uydurulan din" diye bir şey icat edip bunun üzerinde hadisler yaylım ateşine tutulmuştur. Ama inanınız ki, bu yaylım ateşi sadece kuru bir gürültüdür. Deniz köpüğü gibidir. Hak gelir, batıl zail olur. Köpük giderilince hakikat ayan beyan ortaya çıkar.
O hâlde varlıkları tanımak için -mümkün olduğunca- sadece düşüncesini kullanan ve düşünme sürecine görme duyusunu karıştırmayan, düşünme yetisini desteklemek için herhangi başka bir duyusuna başvurmayan kişi en arı bilgiye ulaşır.