Müslümanlığımızla yüzleşelim; bu nefis muhasebesi ve durum değerlendirmesi demek olup daima yapılmalıdır, zorunludur; ama kendi kusurumuzu, İslâm'a yükleyerek ıslah edeceğiz diye onu bozmaktan sakınalım, kaçınalım, "postmodern dünyada kıblemizi şaşırmayalım".
İslâm kendi hedefleri doğrultusunda bir insan ve toplum istemektedir. Geçici arıza ve sıkıntılar ortaya çıktığında, ilke esnetilmeli, ona uygun çözümler üretilmeli ama ilke ortadan kaldırılmamalıdır.
Kısaca sünnet, hayatın nebevî metoda uygun inşa edilmesidir. Nebevî metod, dengeli, kapsayıcı ve bütünleştirici bir metoddur. Bu yönüyle sünnet; birey, toplum ve ümmeti inşa ederken birey, toplum ve ümmet de sünneti örnek ortaya koyucu özelliğinden yola çıkarak yeniden yorumlamalı ve üretmelidir. Sünneti yaşamak bir kişinin üstesinden gelebileceği bir şey değildir. Sünnet o kadar çok boyutlu bir meseledir ki, onu ancak ümmet hayata aktarabilir ve sürekliliğini sağlayabilir. Dolayısıyla ümmetin her ferdine bulunduğu konum, şart ve benzeri durumlarına göre büyük sorumluluk düşmektedir.
Hz. Peygamber'in nebevî ve beşerî yanını ayırmak zor olsa da büyük ihtimalle beşer gereği yaptığını tahmin ettiğimiz yeme, içme, oturma, kalkma, yatıp-uyuma, evden çıkış-eve giriş, yolda yürüyüş vb. davranışlarının vahiy ürünü olmadığını söylemek onların önemsiz olduğu anlamına gelmemelidir.