"Nefsimizi eğiteceğiz ki Müslüman bir fert olalım. Ailemizi eğiteceğiz ki Müslüman bir aile olalım. Toplumumuzu eğiteceğiz ki İslâmî bir toplum olalım. 'Peki bunun için ne hazırladınız' diye bize bir soru sorulursa şunu söyleriz: sarsılmayan bir inanç, bitmek tükenmek bilmeyen bir amel, Allah'a kavuşmak arzusuyla yanıp tutuşan bir can ki bu canın en güzel ve mutlu günü Allah'a şehit olarak kavuştuğu gündür." diyor İmam Hasan el-Benna.
Üstad Hasan el-Benna diyor ki: "Bizler Müslümanlar olarak birleştiğimiz hususlarda birbirimize yardım ederiz. Ayrıldığımız, farklı düşündüğümüz hususlarda birbirimizi mazur görürüz. Ben senin gibi düşünmek zorunda değilim, sen de benim gibi düşünmek zorunda değilsin. Yöntemde, üslupta farklılıklar olabilir. Hareket tarzı farklı olabilir. İslâm'ın kırmızı çizgileri aşılmadığı, zedelenmediği müddetçe sahada herkese ihtiyaç vardır."
İslâm hem vatan hem hükümettir, hem güç hem adalettir, hem ahlak hem kanundur, hem madde hem manadır, hem cihat hem fikirdir, hem düzgün bir inanç/akide hem de doğru bir ibadettir. İslâm'ın bu şekilde anlaşılması gerekir. Hayattan uzaklaştırılmaması lazım, her sahada kesinlikle İslâm'ın olması gerekir.
Son sözlerinde (Allah kendisine rahmet etsin) şunu söylüyor: "Ey gençler, çok sıkıntı çekecek ve yorulacaksınız. İmtihana uğrayacak, hapislere düşeceksiniz. Ya sürülecek ya öldürüleceksiniz. Mallarınız elinizden alınacak, işinizden olacaksınız. İmtihanınız uzun sürebilir." Daha sonra Ankebut suresinden şu ayeti okuyor: "İnsanlar, inandık demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler? Andolsun biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da bilir."