ne badireler atlatıyor aynada kendime anlattığım eşkâl
bir bakışta tanıdığım haritalar yaparken kardeşler inşaat
evinin avlusunda duran kuyuya bakamıyor yakup
ceketini yamalıyor üzgünlük bir saçağın altında
kızın gözlerine bakıp slogan atmayı öğretiyor dünya
kırılan dallar göğe yarasıyla uzanır bilmez kimseler bunu
parasız yatılı acılar sigortasız aşklara çıkıyor burada
nasıl affeder çeşme suyun kalbini incitenleri
uzaklara bakarak geçirdik bize ayrılan süreyi
geçici bir isimle başlıyoruz kırlarda dolaşmaya
üzgünüz, gülümsemek karlar altında bir yaz günü
ben kağıt üstünde kalmayı seviyorum, amerika yanıyor
Allah bizim Rabbimiz, siz kimin kulusunuz
furkan'dan sonraki sûrede alnımın yazısı çatlıyor
beni büyütecek bir şey arıyorum karın beyazında
inanmak neden bu kadar zor eriyen ateşin dağı tuttuğuna
madem tarumar bahçemiz, o vakit güle gölgesinden bahsetme
hangi kıtasını seversek dünyanın kiracı sayılırız ceylanlar ormanında
bizim çocuklar yine uykusuz ölümün rahat döşeğinde
ben yeni bir şiire başlıyorum, amerika yanıyor
duvardaki haritaya ateş ediyor Asyalı bir çocuk
yetimlerin yüreğinde taslak olarak kalmış güneşli günler
hangi harf bizi emzirecek annemiz gibi bilmiyorum
boğazda yumru, elde tespih, sabır eski bir alışkanlık belki
büyüdük, yaşamaktan sayılır mı