Düşünceli bir halde durdu odanın ortasında. Acı verici, karanlık bir fikir belirdi içinde; delirdiğini, o sırada ne fikir yürütecek, ne kendini koruyacak gücü kaldığını, şu anda yaptığı şeyi belki de asla yapmaması gerektiğini düşündü... "Tanrım! kaçmak lazım, kaçmak!"
"Onların üzerinde bütün iradeyi ve bütün sağduyuyu korumak yeter, onlar da, zamanı gelince işin bütün ayrıntıları en küçük ayrıntısına dek öğrenilince hepsi zafer kazanmış olacak..."
Soru şuydu: Hastalık mı suçu doğuruyor yoksa suçun kendisi mi, bir şekilde, kendine has doğası nedeniyle hastalığa hep eşlik ediyordu? Hala buna karar verecek gücü bulamamıştı kendinde.
Güçsüz olsa da, içinde bir yorgunluk hissetmiyordu. Sanki kalbini kazıp çıkarmış, oradan çıkan bütün ay düşüp kaybolmuştu. Özgürlük, özgürlük! Bu büyüden, tılsımdan, muskadan, sanrıdan kurtulmuştu artık!