"İnsanlar için şöyle böyle deriz ama aralarında iyiler de var... Fakat yazık ki onlar bu dünyada bir türlü bahtiyar olmanın yolunu bulamıyorlar... Ya bir çakır pençe arkadaşa düşüyorlar. Ya akraba, ahbap şerrine uğruyorlar. Sessizliklerine, safvetlerine hilm ve tahammüllerine kurban olup gidiyorlar. "
"Öyle işler çıkacaktı ki vicdan 'yap' derken kanun 'yapma' diye nehyedecekti. Kezalik kanunun istediği bazı şeyler de vicdana dokunacaktı. Bu vaziyet karşısında ne yapmak lazımdı?"
" Belki çocukça bir fikirdir, felsefe kitaplarında yeri yoktur ama ben saadeti ikiye ayırırım. Başkalarından alınan saadet, başkalarına verilen saadet. Benim için hakiki saadet başkalarına verilen saadettir."
"Niçin haklısın... Niçin haksız? Bak sana izah edeyim evlat... Ateş gibi bir gençsin... Durmadan çalışıyorsun... Amirlerin bidayette senden hoşnutluk getiriyorlar... Makine gibi mütemadiyen işlemene hayret ediyorlar... Fakat bir zaman sonra alışıyorlar... Bunu tabii görmeye başlıyorlar... Nasıl ki akşama kadar havyar kesen öteki arkadaşlarına evvela bağırıp çağırmışlar, sonra onların tembelliğine, sersemliğine, mendeburluğuna alışmışlar, bunda bir fevkaladelik görmeye başlamışlardır... Bir gün ezkaza sen de onlar gibi daireye geç geldin, işleri biraz astın mı gözleri faltaşı gibi açılıyor... Onları görmüyorlar çünkü onların her günkü vaziyetlerindedir... Seni görüyorlar çünkü sen o gün bir gün evveline nispetle daha fena vaziyettesin. Şu beğenmediğimiz, akılsızlığa misal olarak zikrettiğimiz eşekleri içinde ne filozof kafalılar vardır bilir misin evlat?.. Yedikleri sopanın miktarı ne olursa olsun yürüyüşlerini değiştiremezler. "