"Netice itibara, bu zavallı memleketin, bu mağdur milletin hayır ve menfaati için yaptığım küçük, ehemmiyetsiz birkaç işe 'angarya' demek nankörlük değil midir?"
"Umdelerimi, kararlarımı önümdeki masanın kırık taşına kurşun kalemle birer birer yazıyorum:
-Vicdanımın sesini daima dinleyeceğim.
-Hiçbir zamsn kanun haricinde iş görmeyeceğim.
-Meslektaşlarımla son derece iyi geçineceğim.
-Yalan söylemeyeceğim.
-Rüşvet almayacağım.
-Yalnız meslek hayatımda değil, hususi hayatımda da daima afif kalacağım.
-Vazifeni daima hakkımdan üstün tutacağım. Doğruluk, sebat ve gayretim neticesi olarak terfi ve terakki edersem sevineceğim. Fakat mağdur kalırsam yerinmeyeceğim.Hatta doğruluktan darp bile görsem nevmit olmayacağım.
Maddeler çoğalıyor, masanın kırık mermeri yazılarla doluyordu. "
"Zaafın, aczin, tereddütün uzlaşmaz bir düşmanı olmuştu. Herkes, kuvvetle istediği halde, kendi hayatını istediği gibi sevk ve idare edebilirdi. Fenalara, düşkünlere acımakmanasız bir mızmızlıktı."